yoga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yoga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2015 Pazar

"ÖZ'Ü BİL" ME MACERASI: DEPRESYON





Yaşamın sonsuz enginliğinde bir an gelir içsel bir alarm sesi sizi uyanmaya , daha doğrusu “Sizi siz olmaya davet eder.” “Kalk, uyan ve kendin ol, kendini bil” biçiminde konuşurken sizlere biraz “acı” verebilir. Çünkü “acı” Dünya gezegenindeki en bilge öğretmendir. “Acı” nın olduğu yerde “dönüşüm” başlamaktadır.

“ACI”LARINIZA SAHİP ÇIKIN, SEVİN VE İZLERİNİ TAKİP EDİN BÖYLELİKLE IŞIĞA ULAŞABİLİRSİNİZ…

Depresyon sizi sonsuz varoluş okyanusundaki  gerçekte olan kendiniz bir başka deyim ile “öz” ünüz ile buluşmaya götürecek bir sandaldır. Koskoca okyanusta kendinizi buluncaya kadar küçük bir sandal ile seyahat etmek ne kadar keyifli ve heyecanlı bir yolculuk olur değil mi?
Ancak çoğu insan bu keyifli ve adrenalini yüksek yolculuktan ürker. Bu ürperişin belki de korku ve kaygı duygulanımlarının ana kaynağı “zihin”dir. Korku ve kaygı ismi verilen duygular Dünya Gezegenin nabzında yer almamaktadır sadece zihnin bir illüzyonundan ibarettirler.
“Dünya Gezegeni nin nabzı sadece ve sadece “sevgi” duygusu ile çarpar.”

Sevgi frekansı ile uyumlu ahenkli bir şekilde var olduğunuz sürece “depresyon” ismi verilen ruhsal bozukluğu deneyimleme riskiniz asla gerçekleşmez.

BATI BİLİMİNE GÖRE “DEPRESYON” BOZUKLUĞU

Günümüz Batı bilimi, “depresyon” bozukluğunu çeşitli kriterlere ayırarak incelemektedir. Bu kriterleri değerlendirirken doğru tanı koyabilmek adına danışan kişinin yaşam öyküsü, metabolik dengesi/sağlığı, yaşam kalitesi (uyku-beslenme-hareket yaşantısı) ve yaşamın sunduğu olgular ile başa çıkabilme stratejileri bir bütün olarak değerlendirilir.

Yaşamın bizlere sunduğu durumlar, olaylar ve olgulara her birimiz kendi biricikliğimiz zeminde yanıtlar sunarız. Örneğin bir “boşanma” olgusu ile karşılaştığımızda  üzüntü, hayal kırıklığı, endişe, öfke, gibi duyguları kısa ya da uzun bir süre deneyimleyebiliriz. Uyku, iştah düzenimiz olağanın dışında seyredebilir. Bir süre tek başına kalma ihtiyacımız ortaya konabilir ve “intihar” düşünceleri zihinde yerleşiyor olabilir. Kendimizi yorgun, isteksiz, hüzünlü hissedebiliriz. Buraya kadar yazdığım ve belirtmiş olduğum her bir kelime bir “semptom”dur. Bu semptomların her biri bir araya gelerek “sendrom” oluşturur ve “2 haftadan” daha uzun bir sure bu “sendrom” tablosu günlük rutini oldukça aksatacak şekilde yaşamınızda var oluyor ise buna “depresyon bozukluğu” ismi verilir.
Ruhsal rahatsızlıkların açıklamalarının ve tanı kriterlerinin yer aldığı “DSM-5” isimli Amerikan psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan yayına göre; depresyon türleri:
1   
     1) Yıkıcı Duygudurumu Düzenleyememe Bozukluğu
2                   2)Yeğin (Majör) Depresyon Bozukluğu
3                       3)Süregiden Depresyon Bozukluğu (Distimi)
                                             4)Aybaşı Öncesi (Premenstrüel) Disfori Bozukluğu
5                                                                       5)Maddenin/İlacın Yol Açtığı Depresyon Bozukluğu

Bunların her birini tek tek açıklamayacağım çünkü varoluşsal bir varlığın kutu kutu maddesel bir cansız varlık gibi incelenmesini doğru bulmuyorum. Ayrıca arkasında yaklaşık 100 milyar dolarlık bir yatırımın bulunduğu bir ilaç sektörünün bulunduğu bir gezegende yaşadığımızıda vurgulamak isterim.

DEPRESYON BOZUKLUĞUNUN SAĞALTIM SÜRECİNDE
“BATI” &”DOĞU” YAKLAŞIMLARI
Bu bağlamda; Batı bilimi=== depresyon bozukluğunu tedavi etmeye yönelik farmokoterapi (ilaç tedavisi) ve psikoterapi (zihnin yeniden yapılandırılma, farkındalık zeminin genişletme süreci) gibi yöntem bilimleri tercih ederek zehirli meyva veren bir ağacın yalnızca dallarını budamayı tercih eder.
Doğu bilimi=== depresyon bozukluğunu bir araç olarak kullanarak kişinin özündeki cevheri parlatma yolunu seçer ve kökten bir iyileşme sürecini destekleyici yöntemleri kullanır.

        Depresyon bozukluğunun, Batı bilimi ile Doğu Bilimini biraz birbirine yaklaştıran tek husus: Nörotransmiterler düzeyindeki artış veya azalış oranlarının depresyon bozukluğunda önemli rol oynadığıdır. Ancak son yapılan araştırmalar da göstermektedir ki; depresif bozukluğun oluşumunda yeri olan “serotonin” in yalnızca %5 lik bir bölümü beyinde salgılanıyor geri kalan %95 lik bölüm mide ve bağırsaklarda sentezleniyor. Bağırsaklar bizim 2. beynimizdir hatta beyinden daha karmaşık bir nöron ağı ile donatılmıştır.

New York’taki Columbia Üniversitesi’nde görevli nörobilimci, anatomi ve hücre biyolojisi uzmanı Prof. Dr. Michael Gershon, 1998 yılında “The Second Brain” adlı kitabı yayımladı. Yazarın çığır açan bu kitabına göre; karnımızda, ikinci bir beyin bulunuyor. İkinci beyin, asıl beynin bir kopyası. Hücre tipleri, etken maddeler ve reseptörleri aynı. Karın bölgesinde, bu kadar çok sinir hücresinin bulunması, bilim adamlarını, bu organı araştırmaya yönlendirdi.

Karnımızdaki beyin, serotonin gibi, ruh halimizi belirleyen nörotransmitterleri üretiyor ve psiko-aktif maddelere tepki veriyor. Karın, özerk çalışmaktadır. Karınbeyninin, beyne gönderdiği sinyaller, beyinden alınandan daha fazladır. Karın, hastalanıp, kendine özgü nevrozlar geliştirebiliyor.  Karın, hissediyor, düşünüyor ve hatırlıyor. Sezgisel kararlarımızı, bu içsesi dinleyerek alıyoruz…”

Depresyon Bozukluğunun (Bütüncül yaklaşım düzeyinde /Doğu +Batı) ana nedenlerini özetleyecek olursak:

ð   ÖZ’E DUYULAN GÜVEN EKSİKLİĞİ
ð   AŞIRI BİRİKTİRME
ð   GERÇEKLİKTE KİM OLDUĞUMUZU UNUTMUŞ OLMAMIZ
ð   AŞIRI HIZLI OLMA HALİ
ð   HAREKETSİZ YAŞAM
ð   DENGELİ BESLENME SİSTEMİNİN YETERSİZLİĞİ
ð   YAŞAMA ANLAM KATMADAKİ İSTEKSİZLİK
ð   ZİHİNSEL SÜREÇLERİ ANLAMDIRAMAMAK
ð   NEFES İLE BULUŞAMAMAK

o   Dengeli ve sağlıklı bir yaşam “an” da var olabilme sanatıdır. 
Bu sanatı icra edebilmek için;

Zihinsel ve maddi düzeydeki fazlalıklarımızdan kurtulalım. Kullanmadığımız eşyalarımızı ara sıra gözden geçirdiğimiz gibi duygu ve düşünce gardıroplarımızı da temiz ve düzenli tutmaya özen gösterelim.

Önce kendimizi bağışlayalım her birimiz zaman zaman değer ve inançlarımıza uygun olmayan davranış örüntüleri sergileyebiliriz bunu her daim hatırlayalım ancak bu uygunsuzlukları düzeltmek için de her daim ikincil bir şans sunulur. İkincil şansları fark etmek için gönül gözünüzü açık tutun.

Dokunun, önce kendinize sarılın öpün kendinizi. Sonra bir ağaca, kediye, köpeğe, bebeğe, arkadaşınıza,, dostlarınıza, ebeveynlerinize sarılın, kucaklayın.

Paylaşın, iç dünyanızı sıklıkla size dinlemeye vakit ayırmaya tercih eden kişiler ile konuşun. Kendiniz ile yüzleşmeler yapın, kendinize randevu verin geçin aynanın karşısına yaşadıklarınızı değerlendirme toplantısı yapın. Bunları eyleme koymayı tercih etmiyorsanız; kağıda dökün  tüm içsel yüzleşmelerinizi bembeyaz veya rengarenk kağıtlar üzerine kelimelerin veyahut renkli boyaların dilinden aktarın.

Yavaşlayın, yaşam sonsuz bir serüven. Sizler beden kıyafeti giymiş ölümsüz ruhani varlıklarsınız, bunu şu an  hatırlamıyor ve göremiyor olmanız bu gerçekliği değiştirmez !!! Bu sebeple yaşamın her anında birşeyler öğrenmeye çabalayın, her bir insanın sizi size yansıtan bir ayna olduğunu hatırlayın.
Anlam katın; her gününüze bir anlam verin. Bunun için tablolar yapın o güne bir isim verin örneğin bugün günlerden “süpriz” günü olsun. Hem kendinizi hem de çevrenizdeki diğer insanları şaşırtacak eylemleri hayata geçirin, cesaretli olun.

Alma-Verme Dengesini iyi kurun. Yaşam düzeneği denge zemininde biçim/form alıyor. Her daim dengeli olmaya özen gösterin. Beslenme biçiminiz, uyku biçiminiz, düşünceleriniz, eylemleriniz, ağzınızdan dökülen kelimeler yerinde zamanında ve ölçülü olsun. Yaşama ne sunarsanız ancak o kadar alabileceğinizi hatırlayın. Portakal ağacı tohumu ektiyseniz, ağacınız size portakal meyvesini sunar, elma meyvesini değil. J

Kabul edin; yaşamın sunduklarını ve kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve şükredin. Herşey her zaman tam da olması gibi olması gerektiği zamanda meydana geliyordur. Boşvermek yada üzerinde zihinsel oyunlar türetmek yerine olayların ardındaki bütün görmeye çalışın. Bu deneyimlediğim olay/durum bana ne anlatıyor, beni “ne” ile yüzleşmeye davet ediyor? Biçiminde yaşamınıza ve size anlam katıcı “merak” duygusu içeren anlam arayışlarında olun.

Hayat bir oyun bu oyun sürecinde birden fazla rolünüz oluyor. Roller geçici ancak özünüz mutlak ebediyete kadar sizlerle oluyor bu nedenle bir an önce kim olduğunuzu bilin. Ve harekete geçin, biricikliğinizi ışıl ışıl yansıtın öyle bir yansıtın ki bir görenin yaşamına anlam katsın onun da yüreğinde bir ışık yaksın.



2015 yılı, kendimizi bilmek ve kendimiz ile buluşmak için ışık dolu bir yıl hadi şimdi şu an eyleme/ harekete davet ediyorum sizleri hareket edin, evren daima hareketi alkışlar. Hareket omurganızı esnetir ve esnek bir omurga sağlık demektir. Omurganız ne kadar esnek olursa, zihniniz de o ölçüde esnek olur ve yaşam kalitenizi kendiniz belirlersiniz.

Depresyon bozukluğu  ile ilgili görüşlerimi bildirdiğim yayını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

http://olaytv.web.tv/video/kulisten-sahneye-04012015__jgcit48p5sy


ÖZ

14 Nisan 2014 Pazartesi

KAINATIN TÜM SIRLARI VE GERÇEKLERİ ELLERİMİZİN ÖZÜNE MÜHÜRLENMİŞTİR...


MUDRA SÖZCÜĞÜ NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?

Sanskrit kökenli olan “mudra” sözcüğü; dilimizde : mühür, sembol, manevi jest,parmakların duruşu vb. anlamlarında kullanılmaktadır. Mudralar; bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun gizli kodlarıdır. Mudralar, herhangi bir ruh halini, tavrı ve algıyı dönüştürmek için aynı zamanda konsantrasyonu ve bilinci derinleştirmek amacı ile uygulanan ellerin ve el parmaklarının özel hareketleri, duruşlarıdır. Bireysel bilincin, evrensel bilinç ile “bir” olması sürecindeki en temel ışıklardan birisi; mudra uygulamalarıdır.

Kainatın tüm sırları ve gerçekleri  ellerimizin özüne mühürlenmiştir


Mudralar, belki çoğu zaman farkında olmasak da hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Enerji seviyemizi düzenlemek ve dengede tutabilmek için ellerimizin iyileştirici gücünden her zaman yararlanmaktayız.
Dokunma duyusu, beynimize en hızlı iletilen duyularımızdan birisidir. Ellerimizdeki dokunma reseptörlerinin sayısı 17.000 civarındadır. Parmak uçlarımızdaki reseptörlerin dağılımı ise santimetre başına 2500 adet reseptör konumlanacak şekilde yerleşmiştir. Bu şu anlama gelmektedir ki; parmak uçlarımız, bedenimizin birçok bölgesinden daha fazla enerjiakımı içermektedir. Dolayısı ile parmak uçlarımız ile oluşturacağımız çeşitli mühürler sayesinde beynimizdeki ilgili bölgeyi en hızlı şekilde uyarabiliriz ve algılarımızı bilincimizi istediğimiz gibi yönetebiliriz. Örneğin, istediğimiz an daha iyi konsantre olabilmek için uygun mudrayı kullanarak konsantrasyon becerimizi geliştirebiliriz. Kulağa nasıl geliyor? Harika değil mi? Sadece parmak uçlarımızdaki enerjiyi doğru şekilde, istediğimiz beden bölgemize yönlendirerek daha olumlu, motive, neşeli, güvenli hissedebilirsiniz.


Mudra; zihnimizin ve bilincimizin efendisidir…


Mudralar; yoga çalışmalarının asana (yoga duruşları/pozları) bölümünün, pranayama(nefesin ritmik kontrolü) bölümünün, meditasyon ve derin gevşeme bölümlerinde beden duruşları, nefesler ve konsantrasyon eşliğinde uygulanabileceği gibi sadece el mühürleri olarak konsantrasyon ve imgeleme tekniklerinin yardımı ile tek başına da uygulanabilmektedirler. Hatha Yoga Pradipika’ya göre; mudra(el mühürleri) uygulamaları, yogadan bağımsız bir çalışma alanını içermekte ve “yoganda” 
ismi ile nitelendirilmektedir.Hatha Yoga’ya göre mudra; “erkeklik tohumunu “hareketsizleştirmek” amacıyla pranayamanın ve yoğunlaşmanın bir arada uygulandığı bir beden duruşu” olarak nitelendirilmektedir.

MUDRA UYGULAMALARINA YÖNELİK 
BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

Pennsylvania ve Kalifornia Üniversitelerinin mudralar üzererine yapmış oldukları bilimsel araştırmalar ve Yogi Bhajan ın , kendisinin yetiştirmiş olduğu Mudra öğreticileri olan Kritan Kriya ve Sabrina Mesko nun öğrencileri ile mudralar üzerine yaptıkları çalışmaların sonuçlarına göre; düzenli mudra uygulamaları:


* Kısa süreli hafızada kapasitesinde artış
*Bilişsel fonksiyonlarda artış,

*

Stres düzeyinin azalması;                      gibi olumlu bilişsel ve duygusal gelişmelerin
kaydedildiği öne sürülmüştür ( Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapist (ss.114).
Yoga Terapi Avustralya Enstitüsünde yapılan, tek değişken desenli araştırmada, sırt ve eklem ağrıları, kulak çınlaması, alerjisi ve yorgunluk semptomları olan kişilere düzenli periyotlarla 6 hafta boyunca uygulayacakları hasta mudra (el jesti/mühürü) alıştırmaları verilmiştir. Ve araştırma grubunda yer alan deneklerin hasta mudra (el jesti/mühürü)uygulamalarını istedikleri yer ve zaman diliminde uygulayabilecekleri bildirilmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre:

Eklem ve sırt ağrılarında % 20.6 oranında azalma,

Kaygı düzeyinde % 20.5 oranında azalma,

Sakinlik duygusunun % 28.6 oranında artış,

Uyku düzenin  kalitesinde %19 oranında artış               saptanmıştır  (Blashki, H., Grad Cert, Y. T., Tribe, K., Grand Dip, M. T., 2008; Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapist )  

Sadece 6 hafta boyunca her gün düzenli uygulanan hasta mudraların (el jestleri/mühürleri) sağlık düzeyindeki etkileri dikkat çekicidir. Üstelik denekler; elmühürlerini yoga çalışmalarının içerisinde değil; televizyon izlerken, kitap okurken, seyahat ederken ve arkadaş sohbetleri süresince uygulamaları, mudraların her yerde, her zaman ve düzenli uygulanmaları sonucunda iyileştirici niteliklerine yönelik önemli bir veri niteliğini taşımaktadır.

MUDRA UYGULAMA YÖNERGELERİ
.


Mudra Uygulaması NEREDE Yapılmalı?
Mudralar özümüze doğru yaptığımız yolculuğun en önemli parçalarından yalnızca biridir. Dolayısıyla, mudra uygulamalarınızı sessiz, sakin ve size özel bir alanda uygulamanız, mudraların etkisini ve enerjisini hissetmenizi ve algılamanızı daha kolay bir hale getirecektir. Ancak mudra pratiğinizi her zaman sakin, sessiz ve size özel bir alanda uygulama şansınız olmayabilir, bu durumda zihin gücünüzden destek alarak kendi içselliğinizde sessizliği, sakinliği oluşturabildiğiniz her an, her yerde mudra uygulamalarınızı yapabilirsiniz.
.

Mudra Uygulaması NASIL Yapılmalı?
Mudra uygulamaları sürecinde kendinizi en rahat hissettiğiniz bir pozisyonda uygulamanız önerilmektedir. Bir sandalyede, bir koltukta, yerde bir minder ya da battaniye üzerinde, meditasyon pozisyonunda, yatarken, yürürken;  mudra uygulamanızı gerçekleştirebilirsiniz. Mudra uygulamanız sırasında dikkat edeceğiniz önemli hususlar :
Otururken; omurganızın kuyruk sokumuzdan başınızın tepesine değin mümkün olabildiğince dik bir pozisyonda olması,
 Ayakta ya da oturuyor iseniz, her iki ayağınızın kalça mesafesi açıklığında aynı yöne doğru konumlanması;
Yürüme eylemi sırasında ise adımlarınızı kendi biyoritminize uygun bir şekilde sakince atmanız,
Bedeninizin ve zihninizin rahat, sakin olması,
vücudunuzdaki enerji akışının rahatça tüm bedeninizde dolaşabilmesi ve mudraların (el jestleri/mühürleri) etkisini güçlü bir şekilde tam performansı ile gösterebilmesi için en önemli detaylardır. 

.

Mudra Uygulaması NE ZAMAN Yapılmalı?
Kendi öz enerji potansiyeliniz ile ne zaman temasa geçme hissiyatı duyumsuyorsanız o zaman mudra uygulamanızı yapabilirsiniz. Mudra uygulamasının ne zaman yapılacağı kişiye özeldir. Ne zaman ihtiyaç hissederseniz o zaman uygulama için doğru zamandır. Duygular ve sezgiler çoğunlukla  gitmeniz gereken yönü işaret etmektedirler, iç sesinize kulak verin yeter.
Meditasyon sürecinde mudra uygulaması yapacaksanız, sabahın erken saatleri yada gece uyumadan önce,  günün diğer saatlerine göre daha iyi bir zamanlama olacaktır.
Mudra uygulamanızdan en az iki saat önce yemek yeme işleminizi sonlandırmanız gerekmektedir. Aksi halde enerjinizin büyük bölümü sindirim işlemi için harcanacağından mudra uygulamanızdan beklediğiniz sonuçları kısa sürede almanız güçleşecektir.
.

Mudra Uygulaması NE KADAR SIKLIKLA Yapılmalı?
Mudraların uygulanma süresinin bir sınırı olmamakla birlikte, en çok dikkat edilecek husus; kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurarak seçeceğiniz bir ya da birden fazla mudrayı düzenli olarak aynı sıralama ile her gün, günün aynı saatinde uygulamaya özen göstermenizdir. Mudraların etkisinin bedeninizde, zihninizde ve ruhunuzda filizlenebilmesi,mudralara başvurduğumuz ve şifa bulması için niyet ettiğimiz konu ya da durum ile doğrudan bir ilişki içersindedir. Akut rahatsızlıklarda, mudraların etkisi; kronik bir rahatsızlığa oranla daha kısa sürede hissedilecektir.
.

Mudra Uygulaması NE KADAR SÜRE İle Uygulanmalı?
Mudra uygulamalarının ilk günlerinde bir mudrayı uygulama süreniz en az üç dakika ila ondakika arasında olmalıdır. Düzenli uygulamalarınızla, kendi içsel sesinize de kulak vererek, her hafta iki dakika daha uygulama sürenize ekleyebilirsiniz. Kronik rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olabilmek adına bir mudra uygulaması yapılacak ise otuz ila kırkbeş dakikalık düzenli bir şekilde uygulanan mudranın etkisi daha kuvvetli ve güçlü bir şekilde hissedilecek ve şifa niteliğine bir uygulama yapılandırılacaktır.



                          MUDRA UYGULAMALARININ YARARLARI
1.

Yaşam enerjiniz dengelenir ve olağanüstü deneyimler ve tecrübe etmeye başlayabilirsiniz.
2.

İç dünyanızda sıklıkla huzur, sukünet, barış, merhamaet ve mutlulukhissiyatlarını çoşku ile deneyimleyebilirsiniz.
3.

Kundalini yoga çalışmalarında uygulanan mudraları uygulamanız sonucunda kozmik enerji ile “bir”olma deneyiminiz için iyi bir zemin oluşturabilirisiniz.
4.

Yaşam enerjiniz yükselir, canlanır ve bedensel-zihinsel-ruhsal olarak kendinizi daha enerjik canlı hissedebilirsiniz.
5.

Yaşam enerjinizi daha dengeli kullanmayı öğrendiğinizde birçok ruhsal ya da bedensel rahatsızlıkların ağrı ve acılarının azaltılmasında mudraların şifa gücünden yararlanabilirsiniz.



1.     BHUMİSPARSHA MUDRA (Aydınlanma Mudrası)




Evrensel ilahın kudreti ve özü yeryüzünde tezahür etmiş her şeyde mevcuttur. Her birimiz “Bir” iz. Bütün kutsal öğreti ve dinlerin ortak olarak vurgulamak istedikleri; her varlığın sonsuzluk okyanusunda uzanan tek “Bir” den tezahür etmiş olduklarıdır. Her birimiz büyük bir bütünün en değerli, biricik parçalarıyız. Bunu en iyi açıklayan ve sembolize eden mudra ise; Bhumisparsha ‘dır.

Efsaneye göre; “Buda meditasyon yaparken, tensel arzuların ilahi Mara, Buda nın zihnini bulandırmaya, karıştırmaya çalışıyordu. Buda’nın kulağına şöyle fısıldadı: ‘Sen üzerinde oturduğun toprağı bile hak etmiyorsun’. Bunun üzerine Buda; sağ elinin parmakları ile üzerinde oturmakta olduğu toprağa dokunarak; yapılan birçok iyilikler nedeni ile yeryüzünde bulunmaya hakkı olduğunu, yeryüzü ilahına göstereceğine dair yemin etti.
Bu efsane; bir kişi şayet aydınlanma yolunda ilerlemek istiyor ise benliğinin olumsuz yönlerinden sıyrılarak, herkes ile “bir” olduğunu idrak etmesinin önemini vurgulamaktadır.

Uygulama:

Sol kolunuzu, dirseğinizden bükerek elinizin sırtını yavaşça sol uyluğunuzun üzerinde konumlandırınız. Sol avuç içiniz gökyüzünü işaret ediyor olsun ve sol elinizin parmakları birbirine paralel bir biçimde sağ yönü işaret ediyor olsun. Sağ kolunuzu gövdenin önünden yeryüzüne doğru açılıp esnemeye davet ederken, sağ elinizin parmak uçları ile yeryüzüne temas ediniz.

Yararları:

ü  Sukuneti-huzur, şükür gibi olumlu duyguların tezahürünü arttırıcı niteliği bulunmaktadır.

ü  Düzenli uygulama ile kişinin bireysel bilinci genişlemekte, farkındalık seviyesi artmaktadır.

     APAN MUDRA ( Enerji Mudrası)



Karaciğer ve safra kesesi enerjilerini dengeleyici niteliğe sahip; içsel dünyamızda güven-canlılık-arınma ve irade gücümüzü güçlendiren, zihinsel ve fiziksel sağlık mudrasıdır.
Uygulama:
Her iki elinizi avuç içleri gökyüzünü gösterecek şekilde konumlandırın. Orta-yüzük ve baş parmaklarınızı eş zamanlı olarak bükerek avuçlarınızın orta noktasında, parmaklarının uçlarını bir araya getirerek hafifçe dokunun. Diğer parmaklarınızı (işaret-küçük/serçe parmaklar) açıp uzatınız.


        Yararları:
ü  Atık ve zehirli maddelerin bedenden sağaltımını gerçekleştirmektedir.
ü  İdrar yolu sorunlarını iyileştirici etkisi bulunmaktadır.
ü  Özgüven enerjisinin geliştirilmesine yardımcı olmaktadır.

ü  İmgeleme becerisi gelişmektedir.


1.      MANIPURA ÇAKRA (KARIN ÇAKRASI) CANLANDIRICI MUDRA







           Uygulama:
Dik, esnek, sabit ve rahat bir omurga ile oturun ve nefes alıp verişlerinize dikkatinizi yönlendirirken. Kollarınızı göğüs hizasına doğru davet edin ve dirseklerden bükerek ellerinizi baş hizasında konumlandırınız. Avuç içleriniz gövdenizin ön yüzü düzleminde açık bir şekilde karşıyı gösteriyor olsun. Her iki elinizin parmakları gökyüzünü işaret ederken, baş parmaklar hafif bir rotasyon ile uç kısımları kulaklarınızı işaret edecek şekilde konumlanıyor olsun. Diğer dört parmağınızı birbirine paralel ve bir arada konumlandırınız.
Solunum: kısa, hızlı bir şekilde karın nefesi uygulayın.

Süre: 3-4 dakika

Odak Noktası: İçsel odağınızı karın bölgenize yönlendiriniz.

MUKAVEMET HİSSİNİ GÜÇLENDİRİCİ MUDRA
(Mudra for Strength)







Uygulama:

Dik, esnek, sabit ve rahat bir omurga ile oturun ve nefes alıp verişlerinize dikkatinizi yönlendirirken, kollarınızı dirseklerden bükerek kalp hizasında konumlandırın, avuç içlerinizi birbiri ile buluşmaya davet edin. Kalp hizasında her iki elinizin parmaklarını paralel hizada Güneşin ışınları gibi birbirinden ayrıştırarak, açın. Parmak uçlarınızı birbirine değdirin. Özellikle, yüzük ve küçük/serçe parmak uçlarınızı bir arada tutarken güçlü bir şekilde parmak uçlarınızı birbirine bastırın.

Solunum: çok uzun, derin ve yavaş
Süre: 3-4 dakika
Odak Noktası: İçsel odağınızı kalp bölgenizde yoğunlaştırınız.


KAYNAKÇA


Darga, İ. (2012). Yıldızlarla Duruş. İstanbul: Destek Yayınevi

Hirschi, G. (2004). Mudras. Yoga in Your Hands. İzmir: Dönüşüm Yayıncılık

Manaf, A. (2013). Yoga Pranayama Nefes Sanatı. İstanbul: Gala Yayıncılık

Manaf, A. (2011). Yoga Dhyana Meditasyon. İstanbul: Gala Yayıncılık

Mesko, S. (2013). Mudra Therapy. America: United States

Mesko, S. (2013). Healing Mudras. America: United States

Öner, Ç. (2013-2014). 200 Saat Yoga Eğitmenlik Eğitimi Kitapçığı

Saraswati, S. S. (2008). Asana Pranayama Mudra Bandha. India: New Delhi

Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapists. New York: London