14 Nisan 2014 Pazartesi

KAINATIN TÜM SIRLARI VE GERÇEKLERİ ELLERİMİZİN ÖZÜNE MÜHÜRLENMİŞTİR...


MUDRA SÖZCÜĞÜ NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?

Sanskrit kökenli olan “mudra” sözcüğü; dilimizde : mühür, sembol, manevi jest,parmakların duruşu vb. anlamlarında kullanılmaktadır. Mudralar; bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun gizli kodlarıdır. Mudralar, herhangi bir ruh halini, tavrı ve algıyı dönüştürmek için aynı zamanda konsantrasyonu ve bilinci derinleştirmek amacı ile uygulanan ellerin ve el parmaklarının özel hareketleri, duruşlarıdır. Bireysel bilincin, evrensel bilinç ile “bir” olması sürecindeki en temel ışıklardan birisi; mudra uygulamalarıdır.

Kainatın tüm sırları ve gerçekleri  ellerimizin özüne mühürlenmiştir


Mudralar, belki çoğu zaman farkında olmasak da hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Enerji seviyemizi düzenlemek ve dengede tutabilmek için ellerimizin iyileştirici gücünden her zaman yararlanmaktayız.
Dokunma duyusu, beynimize en hızlı iletilen duyularımızdan birisidir. Ellerimizdeki dokunma reseptörlerinin sayısı 17.000 civarındadır. Parmak uçlarımızdaki reseptörlerin dağılımı ise santimetre başına 2500 adet reseptör konumlanacak şekilde yerleşmiştir. Bu şu anlama gelmektedir ki; parmak uçlarımız, bedenimizin birçok bölgesinden daha fazla enerjiakımı içermektedir. Dolayısı ile parmak uçlarımız ile oluşturacağımız çeşitli mühürler sayesinde beynimizdeki ilgili bölgeyi en hızlı şekilde uyarabiliriz ve algılarımızı bilincimizi istediğimiz gibi yönetebiliriz. Örneğin, istediğimiz an daha iyi konsantre olabilmek için uygun mudrayı kullanarak konsantrasyon becerimizi geliştirebiliriz. Kulağa nasıl geliyor? Harika değil mi? Sadece parmak uçlarımızdaki enerjiyi doğru şekilde, istediğimiz beden bölgemize yönlendirerek daha olumlu, motive, neşeli, güvenli hissedebilirsiniz.


Mudra; zihnimizin ve bilincimizin efendisidir…


Mudralar; yoga çalışmalarının asana (yoga duruşları/pozları) bölümünün, pranayama(nefesin ritmik kontrolü) bölümünün, meditasyon ve derin gevşeme bölümlerinde beden duruşları, nefesler ve konsantrasyon eşliğinde uygulanabileceği gibi sadece el mühürleri olarak konsantrasyon ve imgeleme tekniklerinin yardımı ile tek başına da uygulanabilmektedirler. Hatha Yoga Pradipika’ya göre; mudra(el mühürleri) uygulamaları, yogadan bağımsız bir çalışma alanını içermekte ve “yoganda” 
ismi ile nitelendirilmektedir.Hatha Yoga’ya göre mudra; “erkeklik tohumunu “hareketsizleştirmek” amacıyla pranayamanın ve yoğunlaşmanın bir arada uygulandığı bir beden duruşu” olarak nitelendirilmektedir.

MUDRA UYGULAMALARINA YÖNELİK 
BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

Pennsylvania ve Kalifornia Üniversitelerinin mudralar üzererine yapmış oldukları bilimsel araştırmalar ve Yogi Bhajan ın , kendisinin yetiştirmiş olduğu Mudra öğreticileri olan Kritan Kriya ve Sabrina Mesko nun öğrencileri ile mudralar üzerine yaptıkları çalışmaların sonuçlarına göre; düzenli mudra uygulamaları:


* Kısa süreli hafızada kapasitesinde artış
*Bilişsel fonksiyonlarda artış,

*

Stres düzeyinin azalması;                      gibi olumlu bilişsel ve duygusal gelişmelerin
kaydedildiği öne sürülmüştür ( Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapist (ss.114).
Yoga Terapi Avustralya Enstitüsünde yapılan, tek değişken desenli araştırmada, sırt ve eklem ağrıları, kulak çınlaması, alerjisi ve yorgunluk semptomları olan kişilere düzenli periyotlarla 6 hafta boyunca uygulayacakları hasta mudra (el jesti/mühürü) alıştırmaları verilmiştir. Ve araştırma grubunda yer alan deneklerin hasta mudra (el jesti/mühürü)uygulamalarını istedikleri yer ve zaman diliminde uygulayabilecekleri bildirilmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre:

Eklem ve sırt ağrılarında % 20.6 oranında azalma,

Kaygı düzeyinde % 20.5 oranında azalma,

Sakinlik duygusunun % 28.6 oranında artış,

Uyku düzenin  kalitesinde %19 oranında artış               saptanmıştır  (Blashki, H., Grad Cert, Y. T., Tribe, K., Grand Dip, M. T., 2008; Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapist )  

Sadece 6 hafta boyunca her gün düzenli uygulanan hasta mudraların (el jestleri/mühürleri) sağlık düzeyindeki etkileri dikkat çekicidir. Üstelik denekler; elmühürlerini yoga çalışmalarının içerisinde değil; televizyon izlerken, kitap okurken, seyahat ederken ve arkadaş sohbetleri süresince uygulamaları, mudraların her yerde, her zaman ve düzenli uygulanmaları sonucunda iyileştirici niteliklerine yönelik önemli bir veri niteliğini taşımaktadır.

MUDRA UYGULAMA YÖNERGELERİ
.


Mudra Uygulaması NEREDE Yapılmalı?
Mudralar özümüze doğru yaptığımız yolculuğun en önemli parçalarından yalnızca biridir. Dolayısıyla, mudra uygulamalarınızı sessiz, sakin ve size özel bir alanda uygulamanız, mudraların etkisini ve enerjisini hissetmenizi ve algılamanızı daha kolay bir hale getirecektir. Ancak mudra pratiğinizi her zaman sakin, sessiz ve size özel bir alanda uygulama şansınız olmayabilir, bu durumda zihin gücünüzden destek alarak kendi içselliğinizde sessizliği, sakinliği oluşturabildiğiniz her an, her yerde mudra uygulamalarınızı yapabilirsiniz.
.

Mudra Uygulaması NASIL Yapılmalı?
Mudra uygulamaları sürecinde kendinizi en rahat hissettiğiniz bir pozisyonda uygulamanız önerilmektedir. Bir sandalyede, bir koltukta, yerde bir minder ya da battaniye üzerinde, meditasyon pozisyonunda, yatarken, yürürken;  mudra uygulamanızı gerçekleştirebilirsiniz. Mudra uygulamanız sırasında dikkat edeceğiniz önemli hususlar :
Otururken; omurganızın kuyruk sokumuzdan başınızın tepesine değin mümkün olabildiğince dik bir pozisyonda olması,
 Ayakta ya da oturuyor iseniz, her iki ayağınızın kalça mesafesi açıklığında aynı yöne doğru konumlanması;
Yürüme eylemi sırasında ise adımlarınızı kendi biyoritminize uygun bir şekilde sakince atmanız,
Bedeninizin ve zihninizin rahat, sakin olması,
vücudunuzdaki enerji akışının rahatça tüm bedeninizde dolaşabilmesi ve mudraların (el jestleri/mühürleri) etkisini güçlü bir şekilde tam performansı ile gösterebilmesi için en önemli detaylardır. 

.

Mudra Uygulaması NE ZAMAN Yapılmalı?
Kendi öz enerji potansiyeliniz ile ne zaman temasa geçme hissiyatı duyumsuyorsanız o zaman mudra uygulamanızı yapabilirsiniz. Mudra uygulamasının ne zaman yapılacağı kişiye özeldir. Ne zaman ihtiyaç hissederseniz o zaman uygulama için doğru zamandır. Duygular ve sezgiler çoğunlukla  gitmeniz gereken yönü işaret etmektedirler, iç sesinize kulak verin yeter.
Meditasyon sürecinde mudra uygulaması yapacaksanız, sabahın erken saatleri yada gece uyumadan önce,  günün diğer saatlerine göre daha iyi bir zamanlama olacaktır.
Mudra uygulamanızdan en az iki saat önce yemek yeme işleminizi sonlandırmanız gerekmektedir. Aksi halde enerjinizin büyük bölümü sindirim işlemi için harcanacağından mudra uygulamanızdan beklediğiniz sonuçları kısa sürede almanız güçleşecektir.
.

Mudra Uygulaması NE KADAR SIKLIKLA Yapılmalı?
Mudraların uygulanma süresinin bir sınırı olmamakla birlikte, en çok dikkat edilecek husus; kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurarak seçeceğiniz bir ya da birden fazla mudrayı düzenli olarak aynı sıralama ile her gün, günün aynı saatinde uygulamaya özen göstermenizdir. Mudraların etkisinin bedeninizde, zihninizde ve ruhunuzda filizlenebilmesi,mudralara başvurduğumuz ve şifa bulması için niyet ettiğimiz konu ya da durum ile doğrudan bir ilişki içersindedir. Akut rahatsızlıklarda, mudraların etkisi; kronik bir rahatsızlığa oranla daha kısa sürede hissedilecektir.
.

Mudra Uygulaması NE KADAR SÜRE İle Uygulanmalı?
Mudra uygulamalarının ilk günlerinde bir mudrayı uygulama süreniz en az üç dakika ila ondakika arasında olmalıdır. Düzenli uygulamalarınızla, kendi içsel sesinize de kulak vererek, her hafta iki dakika daha uygulama sürenize ekleyebilirsiniz. Kronik rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olabilmek adına bir mudra uygulaması yapılacak ise otuz ila kırkbeş dakikalık düzenli bir şekilde uygulanan mudranın etkisi daha kuvvetli ve güçlü bir şekilde hissedilecek ve şifa niteliğine bir uygulama yapılandırılacaktır.



                          MUDRA UYGULAMALARININ YARARLARI
1.

Yaşam enerjiniz dengelenir ve olağanüstü deneyimler ve tecrübe etmeye başlayabilirsiniz.
2.

İç dünyanızda sıklıkla huzur, sukünet, barış, merhamaet ve mutlulukhissiyatlarını çoşku ile deneyimleyebilirsiniz.
3.

Kundalini yoga çalışmalarında uygulanan mudraları uygulamanız sonucunda kozmik enerji ile “bir”olma deneyiminiz için iyi bir zemin oluşturabilirisiniz.
4.

Yaşam enerjiniz yükselir, canlanır ve bedensel-zihinsel-ruhsal olarak kendinizi daha enerjik canlı hissedebilirsiniz.
5.

Yaşam enerjinizi daha dengeli kullanmayı öğrendiğinizde birçok ruhsal ya da bedensel rahatsızlıkların ağrı ve acılarının azaltılmasında mudraların şifa gücünden yararlanabilirsiniz.



1.     BHUMİSPARSHA MUDRA (Aydınlanma Mudrası)




Evrensel ilahın kudreti ve özü yeryüzünde tezahür etmiş her şeyde mevcuttur. Her birimiz “Bir” iz. Bütün kutsal öğreti ve dinlerin ortak olarak vurgulamak istedikleri; her varlığın sonsuzluk okyanusunda uzanan tek “Bir” den tezahür etmiş olduklarıdır. Her birimiz büyük bir bütünün en değerli, biricik parçalarıyız. Bunu en iyi açıklayan ve sembolize eden mudra ise; Bhumisparsha ‘dır.

Efsaneye göre; “Buda meditasyon yaparken, tensel arzuların ilahi Mara, Buda nın zihnini bulandırmaya, karıştırmaya çalışıyordu. Buda’nın kulağına şöyle fısıldadı: ‘Sen üzerinde oturduğun toprağı bile hak etmiyorsun’. Bunun üzerine Buda; sağ elinin parmakları ile üzerinde oturmakta olduğu toprağa dokunarak; yapılan birçok iyilikler nedeni ile yeryüzünde bulunmaya hakkı olduğunu, yeryüzü ilahına göstereceğine dair yemin etti.
Bu efsane; bir kişi şayet aydınlanma yolunda ilerlemek istiyor ise benliğinin olumsuz yönlerinden sıyrılarak, herkes ile “bir” olduğunu idrak etmesinin önemini vurgulamaktadır.

Uygulama:

Sol kolunuzu, dirseğinizden bükerek elinizin sırtını yavaşça sol uyluğunuzun üzerinde konumlandırınız. Sol avuç içiniz gökyüzünü işaret ediyor olsun ve sol elinizin parmakları birbirine paralel bir biçimde sağ yönü işaret ediyor olsun. Sağ kolunuzu gövdenin önünden yeryüzüne doğru açılıp esnemeye davet ederken, sağ elinizin parmak uçları ile yeryüzüne temas ediniz.

Yararları:

ü  Sukuneti-huzur, şükür gibi olumlu duyguların tezahürünü arttırıcı niteliği bulunmaktadır.

ü  Düzenli uygulama ile kişinin bireysel bilinci genişlemekte, farkındalık seviyesi artmaktadır.

     APAN MUDRA ( Enerji Mudrası)



Karaciğer ve safra kesesi enerjilerini dengeleyici niteliğe sahip; içsel dünyamızda güven-canlılık-arınma ve irade gücümüzü güçlendiren, zihinsel ve fiziksel sağlık mudrasıdır.
Uygulama:
Her iki elinizi avuç içleri gökyüzünü gösterecek şekilde konumlandırın. Orta-yüzük ve baş parmaklarınızı eş zamanlı olarak bükerek avuçlarınızın orta noktasında, parmaklarının uçlarını bir araya getirerek hafifçe dokunun. Diğer parmaklarınızı (işaret-küçük/serçe parmaklar) açıp uzatınız.


        Yararları:
ü  Atık ve zehirli maddelerin bedenden sağaltımını gerçekleştirmektedir.
ü  İdrar yolu sorunlarını iyileştirici etkisi bulunmaktadır.
ü  Özgüven enerjisinin geliştirilmesine yardımcı olmaktadır.

ü  İmgeleme becerisi gelişmektedir.


1.      MANIPURA ÇAKRA (KARIN ÇAKRASI) CANLANDIRICI MUDRA







           Uygulama:
Dik, esnek, sabit ve rahat bir omurga ile oturun ve nefes alıp verişlerinize dikkatinizi yönlendirirken. Kollarınızı göğüs hizasına doğru davet edin ve dirseklerden bükerek ellerinizi baş hizasında konumlandırınız. Avuç içleriniz gövdenizin ön yüzü düzleminde açık bir şekilde karşıyı gösteriyor olsun. Her iki elinizin parmakları gökyüzünü işaret ederken, baş parmaklar hafif bir rotasyon ile uç kısımları kulaklarınızı işaret edecek şekilde konumlanıyor olsun. Diğer dört parmağınızı birbirine paralel ve bir arada konumlandırınız.
Solunum: kısa, hızlı bir şekilde karın nefesi uygulayın.

Süre: 3-4 dakika

Odak Noktası: İçsel odağınızı karın bölgenize yönlendiriniz.

MUKAVEMET HİSSİNİ GÜÇLENDİRİCİ MUDRA
(Mudra for Strength)







Uygulama:

Dik, esnek, sabit ve rahat bir omurga ile oturun ve nefes alıp verişlerinize dikkatinizi yönlendirirken, kollarınızı dirseklerden bükerek kalp hizasında konumlandırın, avuç içlerinizi birbiri ile buluşmaya davet edin. Kalp hizasında her iki elinizin parmaklarını paralel hizada Güneşin ışınları gibi birbirinden ayrıştırarak, açın. Parmak uçlarınızı birbirine değdirin. Özellikle, yüzük ve küçük/serçe parmak uçlarınızı bir arada tutarken güçlü bir şekilde parmak uçlarınızı birbirine bastırın.

Solunum: çok uzun, derin ve yavaş
Süre: 3-4 dakika
Odak Noktası: İçsel odağınızı kalp bölgenizde yoğunlaştırınız.


KAYNAKÇA


Darga, İ. (2012). Yıldızlarla Duruş. İstanbul: Destek Yayınevi

Hirschi, G. (2004). Mudras. Yoga in Your Hands. İzmir: Dönüşüm Yayıncılık

Manaf, A. (2013). Yoga Pranayama Nefes Sanatı. İstanbul: Gala Yayıncılık

Manaf, A. (2011). Yoga Dhyana Meditasyon. İstanbul: Gala Yayıncılık

Mesko, S. (2013). Mudra Therapy. America: United States

Mesko, S. (2013). Healing Mudras. America: United States

Öner, Ç. (2013-2014). 200 Saat Yoga Eğitmenlik Eğitimi Kitapçığı

Saraswati, S. S. (2008). Asana Pranayama Mudra Bandha. India: New Delhi

Weintraub, A. (2012). Yoga Skills for Therapists. New York: London








7 Aralık 2013 Cumartesi

"BİR" OLMA YOLUNDAKİ YEDİ ADIM


“Değiştiremeyeceklerimizi kabullenmek için huzur, değiştirebileceklerimizi değiştirmek için cesaret ve bu ikisini ayırt etmek için bilgelik ver.” –Karl Paul Reinhold Niebuhr-

Dünya gezegeninin yaratılış serüveninde, bu gezegende can alarak var olacak her bir enerjiye Yaratıcı, “bilgelik” erdemini bahşetti. Yalnız bu bilgeyi dinleyebilmek için tek bir şart vardı: “zihin-beden-nefes” üçgeninin içerisinde “denge”li bir şekilde var olabilmek!

Zihnin efendisi olabilmek için; önce bedenin(varoluşun en somut olgusu) özüne doğru cesaretle, tıpkı dev dalgalarla var olan bir okyanusta yüzmek gibi, özgürce dalabilmek gerekiyordu.

Bedenin sınırlarını muhafaza eden en büyük üstat ise “nefes” idi. İrade ve teslimiyetin; kabul ve direncin anlaşılabilmesindeki en önemli öğretmen “nefes” idi.

Ne kadar alıp ne kadar vereceğimiz konusunda ustalaştığımızda; içimizde akışkan iyi boşluklar oluşturabildiğimizde yaşam da kendiliğinden anlam bulacak, her bir hücremizde…

Dünya gezegenindeki enerjiler, özlerinde akışkan iyi boşluklar oluşturmaya başladıklarında yavaş yavaş yaşamlarında bir mana aramaya başladılar ve sordular: “Ben kimim? Neden bu Dünya gezegeninde var oluyorum? İçimde, özümde var olan bilgeliği nasıl somut düzleme aktarabilirim?”
Yaratıcı cevap verdi: “Olmak” ile “Yapmak”—“Geçmiş” ile “Gelecek” kavramlarını “Bir” hale getirebildiğinizde orta yolu dengeyi keşfedeceksiniz ve işte o an her şeyin sadece ve sadece “şimdi” ve “burada” zemininde oluştuğunu idrak edeceksiniz.

Enerjiler sordu: “Peki nasıl ? Nereye bakmamız gerekiyor? Bizlere bir yol göster!!”
Yaratıcı: “Bedeninizi ayakta tutan ve sizleri Dünya Gezegenine kökleyen mekanizmanın içerisine temel olarak yedi adet enerji merkezi yerleştirdim. Bu yedi enerji merkezi; evrende var olan yaşam enerjisini sizlerin bedenine aktarmakla görevlidir. Ancak, bu enerji merkezlerini her biriniz görebilecek ve elle dokunabilecek yeterliliğe sahip değilsiniz. Birçoğunuz yalnızca bu enerji merkezlerini hissedebilirsiniz. Nereden başlamanız gerektiğini hisleriniz sizlere fısıldayacaktır.

Dünya gezegeninde can alarak var olan enerjiler, hayrete düşmüşlerdi.  Bedenlerinde var olan bu enerji merkezleri ile tanışmaya karar verdiler. Bu seçim ile beraber, birden bire, insan bedenindeki enerjilerden birisi; kuyruksokumunun ikinci segmentinde yoğun bir hareketlilik hissetti. Her yer kıpkırmızı olmuştu. Kırmızı renkte parlak ışınlar çıkıyordu; kuyruksokumu bölgesinden. Bir süre sonra, kalın bir ses tonu duyuldu sanki “Do” notasına benziyordu bu sesin tonu. Benim adım: “Muladhara Çakra” . Bir karınca gibi çok çalışarak sizleri Dünya Gezegeninde var eder, köklendiririm. Benimle iyi geçinir, bana iyi bakarsanız; Dünya gezegeninde sıcaklık-yakınlık hisseder ve evrenle-tüm diğer enerjiler ile iyi, olumlu, dingin ilişkiler geliştirirsiniz. Aynı zamanda benim hafızam çok kuvvetlidir; varoluşun ilk gününden bugüne kadar olan tüm kayıtlar bende saklıdır. Özünüze doğru, iç dünyanızda bir korku,güvensizlik ya da endişe hissiyatlarını duyumsarsınız bu bana iyi bakmadığınız, benim sesimi dinlemediğiniz anlamına gelir. Bir diğer anlamda Dünya Gezegeni ile olan bağınız gevşer ve kopabilir. Toprağınızın sağlıklı olmasını istiyorsanız, onu gübrelemeyi ve sulamayı, belki de en önemlisi bol sağlıklı hava ile beslemeyi her daim hatırlamalısınız.

Herkes birbirine şaşkın gözler ile bakarken; yer ve gök turuncu rengin ahengi ile dans etmeye başlamıştı bile. Tüm ihtişamı ile bir selam ve saygı duruşunun ardından, “Ben, SvadhisthanaÇakra”yım diyerek kendisini tanıttı, biraz önce konuşan “Muladhara Çakra” dan biraz daha ince bir ses tonu ile hitap ediyordu. Ben, sizlerin yaratıcı gücünüzün merkeziyim. Bir kelebek gibi pır pır uçarım, sizlere hep çoşkulu duygular duyumsatabilmek, yegane görevimdir. Ayrıca, bedeninizde sürekli olarak var olan tüm sıvılar benden sorulur. Fiziksel bedeninizdeki hiçbir sıvı (kanınız-idrarınız-teriniz-mide suyunuz-spermleriniz vb.) benden habersiz hareket edemez. Bir diğer çok önemli görevim ise; sizleri “arındırmak” tır. Bedenlerinizi ve ruhlarınızı temizler, arındırırım böylece yaşamınız daha akışkan hale dönüşür. Benim meskenim; hayatı kucakladığınız, yaşam verdiğiniz yerdir. Hayatı sevgiyle yaratabileceğinize inanıyorsanız ve diğer enerjilere yönelik sıcaklık ve sevgi hissiyatlarını hem kendi iç dünyanızda besleyip hem de verebiliyorsanız, ben sağlıklı ve işlevsel bir şekilde çalışıyorum demektir. İşte eğer ben sağlıklı isem; yaşamınız bir su gibi berrak, saf, temiz ve akışkan olacaktır.

Turuncu yer ve gök bir anda ateş kıvılcımları saçan “sarı” renk oluverdi. Selam olsun herkese; ben sizin iradenizin, kişisel gücünüzün merkezi olan “Manipura Çakra” şeklinde fısıldadı hoş tınılı bir ses. Kendi iç sesiniz ile varoluşa sunduğunuz dış sesin dengeli olmasını istiyorsanız öncelikle kendi gücünüzün farkına varıp, içinizdeki ateşi yakmayı öğrenmelisiniz. İçinizdeki ateşi canlandırdığınızda, kendinizi var olduğunuz gibi ifade ettiğinizde, tüm kainat sizinle “Bir” olacak ve sizleri tüm varoluş gücü ile destekleyecektir. Bana iyi bakmanız çok kolay; nefes alıp verdiğiniz her  an olumlu, güzel kelimeler ile beni beslemeyi başarırsanız, iç ahenginiz son nefesinize kadar yolunuza ışık olur.

Herkes duyduklarını, gördüklerini, hissettiklerini anlamlandırmaya çalışırken, “Sevin dostlarım sevin yaratılan ve yaratılmakta olan her şeyi sevin. Şefkat ve merhamet ile doldurun tüm boşluklarınızı.” Diye sözlerine başladı tüm göz alıcı ihtişamı ile yeşil renge bürünmüş olan Anahata Çakra. Ve şöyle devam etti: “Siz sevdikçe, her enerjiye şefkatle yaklaştıkça evren sizi kucaklayacak, sizinle sırlarını paylaşmaya her zamankinden daha fazla hazır bir şekilde bekleyecek. Benim tek besin kaynağım: “SEVGİ” dir. Dokunun, hissedin, her varoluşun içerisindeki “iyiliği-safkığı-temizliği” fark ederek sevgiyle bakabildiğinizde kalbiniz sevgi ile çarpacak, soluduğunuz her hava molekülü içerisinde “sevgi” bulunduracak ve yaratıcılığı hissedeceksiniz.

Anahata Çakra bir ceylan edasıyla gözden kaybolurken, yerini “ifadenin ve temiz bilginin” efendisi olan Vıshuddha Çakra ya bıraktı.
Vişhuddha’nın sesi çok uzaklardan ve bir o kadar da yakından geliyordu. Vişhuddha seslendi: “Selam olsun herkese; ifade edin kendinizi güvenle-istikrarla J En hoş, en edalı ses tonunuz ile olumlu-samimi ve en güzel sözcükleriniz ile ifade edin, kendinizi. Gücünüzü kullanın; kendinizi, hislerinizin somut düzlemde ifade bulabilmesi için özgür bırakın. Beni bir köprü olarak kullanabilirsiniz; kendinizi sevgi ve güven ile ifade etmeyi tercih ettiğiniz her an bilin ki; Yaratıcı ya bir o kadar yaklaşmaktasınız. Bilin ki; iç huzura ulaşmanın en büyük sınavı benim. Benim besin kaynağım samimiyet ve açıklık.  Ne kadar açık-net ve samimiyetle kendinizi ifade ederseniz varoluş potansiyelinizi gerçekleştirmeye bir o kadar yaklaşırsınız.
Şunu bilin ki, kendinizi ifade ederken hep kendi zemininizden ifadeler yaratırsanız, sizi desteklerim. Zihniniz ile değil, kalp ile konuşmayı seçin. Kalpten dilinize oluşturduğunuz sevgi köprüsünün basamakları güneş kadar sıcacık, okyanus kadar engin ve yıldızlar kadar parlak olsun.

Evrenle uyumlu olmak; sağlıklı olmak demektir. Sezgilerinize kulak verin. Sezgileriniz her zaman en doğru, en ışık dolu yolun rehberleridir. Rehberliği hissettiğiniz an; bir başkasının rüyasını gerçekleştirebilmek için adım atacaksınız. Çünkü o zaman, sen-ben ayrımının bittiğini fark edeceksiniz. Sen-ben yok olacak. “Sen”; “bensin”—“Ben” de “sen”im i tüm varoluşsal boyutlarınızda soluyacaksınız. Bu “Bir” olma yolundaki en önemli adımdır. Kuşkularınızı-uyumsuzluklarınızı yok ettiğiniz an, tüm varoluşunuzla teslim olduğunuzda, içsel o biricik özünüzün ışığının tüm evrene dalga dalga nasıl da asilce—bilgece tıpkı bir kuğu kuşunun su yüzeyinde süzülmesi gibi hem görecek hem de bileceksiniz; şeklinde usulca fısıldadı Ajna Çakra, mis gibi yasemin kokularının ahenginde…

İşte o an: “O, bilme haline ulaştığınız biricik anda”; “Bir” i hissedecek-görecek-bileceksiniz. Zihninizi aşıp; evrensel bakış açısına sahip olacaksınız. Sakinleşecek, yaşamınızda zaman zaman “oyuncu” belki de çoğu zaman “gözlemci” koltuğunda oturacaksınız. Benim adım: “Sahasrara”; kozmik enerjiden beslenir tamamen ruhsal enerji boyutunda var olurum. Yegane görevim; dönüştürmektir. Sizlere her türlü sorunuzun cevabını verebilirim. Ancak, bunun için sorunuzu sorarak ardından dikkatlice görmeniz, dinlemeniz ve hissetmeniz yeterli olacaktır. İşte şu an; içinizdeki bilge ile karşılaşmış bulunuyorsunuz. Sevgi ile ilmek ilmek örüldüğünüz bu gezegende sonsuzluk pınarında ışıkla ilerleyin cesurca çünkü sizler ölümsüz ruhani varlıklarsınız…