17.03.2015 tarihinde, Akbatı Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nde "Yaşam Akademisi" kapsamında düzenlenen Psikoterapist Esra Gökçe nin; “Geçmişten gelen yüklerimizi nasıl dönüştürüp özgürleşiriz?” başlıklı seminerine katıldım. Önemli bulduğum birkaç hususu sizler ile de paylaşmak istedim.
Uzun bir zaman sürecinden sonra aynı zeminde bulaşabildiğim bir meslektaşımı dinlemek oldukça iyi ve güvende hissettirdi. Esra Hanım Jung ve ezoterik yaklaşımları harmanlayarak tamamen duygusal ve sürüngen beyin ile çalışan bir psikoterapist. Kendisi hakkında detaylı bilgi için : http://esragokce.com göz atabilirsiniz.
Yaklaşık 3 yıldır; psikoterapi süreçlerinde sadece analitik zihin boyutunda yapılan terapi çalışmalarının işlevsel olmadığı kanaatindeyim. Uyguladığım, uyguladığımız; bilişsel-davranışçı terapiler, EMDR, kognitif zeminli terapiler, ve sadece zihin boyutunda çalışıldığında gestalt terapi, analitik kökenli terapiler, analizler vb. Artık şundan oldukça eminim ki hiçbiri bir işe yaramıyorlar, danışanın dönüşümünü gerçekleştirmesinde sadece "kapı aralayıcı" bir rol üstleniyorlar. Artık bu gerçek ile yüzleşmenin zamanı gelmedi mi?
Bu gerçeklikle öncelikle kendim yüzleştim ve önce yaşantıma "reiki", daha sonra da "yoga" disiplini dahil oldu. Önce kabul etmek gerekiyor ki yaşamın size her an sunduğu "gerçekliği" görebilin...
Meslektaşım Esra Hanım da, bilişsel kökenli hiçbir terapi sisteminin, değişim/ dönüşüm getirmediği kanaatinde.
**Neden sadece zihin düzeyinde fonksiyonları mevcut terapi sistematikleri işe yaramıyor?
Çünkü, günümüzde uygulanan psiko-terapi tekniklerinin birçoğu neo-korteks bir başka deyim ile üst beyin ile çalışıyor. Üst beyin (neo-korteks), alt beyinin (limbik sistem ve sürüngen beyin) bir hikayesidir. Üs
t beyinde "duygular" yoktur sadece "mantık/ rasyonalite" vardır ve süreki ispat, kanıt ister. Sürüngen beyin ve limbik sistem ile çalışmadığınız sürece hiçbir dönüşüm mümkün olamaz, çünkü hikaye aynı kalacaktır. En kolay yöntemi ile; sürüngen beyini dönüştümek için: Hareket etmek; limbik sistemi dönüştürmek için ise; duyguları ifade etmek gerekiyor. Böylelikle hikayenizi dönüştürebilirsiniz.
Esra Hanım'ın değindiği en can alıcı nokta "anne" arketipi idi. Jung; arketipler ile çalışan bir psiko-analisttir. Ve Jung a göre anne hayat demektir. Hayat= doğa ana.
Siz annenize nasıl davranıyorsanız, hayat da size öyle davranacaktır. Annenize öfkeli iseniz; hayat da size öfkeli davranacaktır. Annenizi değersizleştiriyorsanız, hayat da size değersiz davranacaktır. annenizi küçümser iseniz, hayat da sizi küçümseyecektir...
Her birimizin hayat ile yapılmış kontratlarımız var. Anne ve babamızı seçerek bu dünyaya geliyoruz. Ve hayat kapısını bizlere anne ve babamız açıyor. Bu nedenle yaşamda gerçek kendimiz ile buluşabilmemiz için öncelikle ebeveynlerimiz ile uzlaşmalı ve onları oldukları gibi kabul ederek, şükran ve minnettarlıklarımızı sunmalıyız ki; "gerçek" kendimiz ile buluşabilelim. Yoksa;
hayat bizi yaşar, biz hayatı yaşayamayız...
Her an karşılaştığımız olaylar, kurgular bizlere çözmemiz gerekenleri aynalamaktalar. Herşeyi olduğu gibi kucaklamayı öğrenerek, yapmamız gereken eylemleri gerçekleştirebilirsek özgürleşiriz...
EMDR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EMDR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2015 Çarşamba
ANNE==HAYAT
Etiketler:
anne,
beyin,
bilişsel-davranşçı terapiler,
doğa ana,
EMDR,
hayat,
limbik sistem,
Özge Genlik,
psikoterapi,
sürüngen beyin,
uzman psikolog özge genlik,
yaşam
25 Nisan 2013 Perşembe
EMDR NEDİR, NE DEĞİLDİR ?
EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) NEDİR,
NE DEĞİLDİR ?
Şimdi
hayal edin, yaşamınızdaki bazı şeyleri
değiştirebilmek için elinizde sihirli bir değnek var! Her birimizin yaşamında hoşuna gitmeyen ya da
işlerin istediği gibi gitmediği birkaç anısı olmuştur. Bir günde yaklaşık
olarak 20.000 yaşantı (AN) yaşıyoruz, her bir an yaklaşık 2-3 saniye
sürmektedir. Daha sonra beyin bu anları birleştiriyor ve film şeridi haline getiriyor ve bu işlemi yaparken sadece olumlu ve olumsuz
yaşantıları kaydediyor, nötr yaşantıları kayıt altına almıyor.
Anı Nedir?
Anılarımız beynimizde
depolanan bilgilerdir. Bir anının dört boyutu vardır:
1)
duygu boyutu; görüntü-ses-koku-doku-tat,
2)
düşünce boyutu; mevcut anı yaşarken zihnimizdeki
konuşmalar bilinçli ya da bilinçsiz,
3)
bedensel duyumlar; o anda bedeninizdeki kasların kasılma
şiddeti, kalp ritim hızı, nefes alıp verişteki yoğunluk vb.,
4)
inançlar; o anıyı deneyimledikten sonra üzerine
yapıştırdığımız etiket olarak düşünebiliriz.
Tüm bu dört boyutu
olumsuz yönde etkileyecek bir olay gerçekleştiğinde, yaşadığınız olayın
orijinal resmi, olaya dair sesler, düşünceler, duygular ve beden duyumları
beynin sinir sisteminde düğüm
oluşturur. Düğüm, terapötik olarak çözülmesi
hedeflenen, anı ağlarının merkezinde bulunan biyolojik olarak depolanmış olan
deneyimdir. Bu uygun olmayan biçimde depolanan anılar, işlevsel olmayan
tepkilerin verilmesi ve kendilik algısının zayıflamasının en temel nedenidir.
Şimdiki algılar, var olan anı ağları ile bağlantıda olduğundan, işlevsel
olmayan bir biçimde depolanmış olan anılarla beslendiklerinde, uygunsuz bir
biçimde yerleşebilirler.
Detaylı bilgi için lütfen bakınız: http://www.emdr-tr.org/
EMDR, (eye movement
desensitization and reprocessing) Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve
Yeniden İşleme metodolojisi ile bilgi
işleme sistemi açılır ve kilitli kalmış bilgi işlenir. Böylece kişinin olumsuz
anısına ilişkin inancı nötr hale getirilerek yerine olumlu bir imajinasyon
yerleştirilir.
·
EMDR, göz hareketlerinin uyarılmasına
dayanan bir tekniktir. YANLIŞ
ü Çift
yönlü-bilateral uyarım (göz harektleri, dokunma, ses) EMDR’ın unsurlarından
sadece biridir. EMDR tüm büyük yaklaşımların farklı açılarını bir araya
getiren, birbirinden farklı 8 aşamadan oluşan, entegratif bir tedavi
yaklaşımıdır.
·
EMDR, yalnızca geçmişe odaklanan bir
yaklaşımdır. YANLIŞ
ü EMDR,
metodolojisinde tüm protokoller; geçmiş-şimdiki zaman-gelecek zamana odaklanan
üç yönlü bir yaklaşımı içerir.
·
EMDR, yalnızca travmatik sorunlar
yaşamış kişilerin tedavisinde uygulanır. YANLIŞ
ü Tüm
terapiler içinde EMDR ve BDT (bilişsel-davranışçı terapi) en etkin terapiler
olarak gösterilmiştir.
ü EMDR
metodolojisi, depresyon-fobi-kronik ağrılar-anksiyete bozuklukları-performans
geliştirme(spor-sanat-akademik vbç alanlarda)-bağlanma sorunları-psikosomatik
bozukluklar-öğrenme bozukluğu-yas-travma sonrası stres bozukluğu tedavilerinde
oldukça etkin sonuçlar alınabildiği ispatlanmıştır.
Uzm. Psikolog Özge GENLİK
Kaynaklar:
Ray,
A. L. & Zbik, A. (2001). Cognitive behavioral therapies and beyond. In C.
D. Tollison, J. R. Satterhwaite, & J. W. Tollison (Eds.) Practical Pain
Management (3rd ed.; pp. 189-208). Philadelphia: Lippincott.
Shapiro,
F. (2001). Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Basic Principles,
Protocols, and Procedures (2nd ed. New York: Guilford.
Shapiro,
F. (2002). (Ed.). EMDR as an integrative psychotherapy approach: Experts of
diverse orientations explore the paradigm prism. Washington, DC: American
Psychological Association Books.
Etiketler:
anı,
beyin,
depresyon,
EMDR,
fobi,
performans,
psikosomatik,
travma,
yas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)