15 Mayıs 2014 Perşembe

“UYKUDAN UYANMA ZAMANI” TÜRK kÜLTÜRÜNDE "YAS" SÜRECİ-2




YAS;   ölümünün ardından, kaybın enerjisinin dönüştürüleceği aktif-dinamik süreç ise “yas” olarak nitelendirilmektedir.

Her varlık nasıl eşsiz ise;  YAS SÜRECİ DE HER BİR VARLIK İÇİN “BİRİCİK” “EŞSİZ” “ÖZEL” bir süreçtir.

Kaybedilen bir “eş”, “baba”, “çocuk”…. Olabilir. Ancak sadece bu kadar ile kısıtlı değildir. O kişiye atfedilen anlam yas sürecinin en önemli dinamiğini oluşturmaktadır.

Eş, baba, çocuk ; kayıp yaşamakta olan yas sürecinde olan kişi için ne anlama gelmektedir?  İşte yas süreci bu anlamın/anlamların dönüştüğü bir süreçtir.

Soma daki maden kazasında ölen işçilerinin her birimizin yaşamlarında bir anlamı var. Şimdi bu anlam üzerine çalışma zamanıdır.

Yas, bir patoloji değildir. Yas; kişinin kendi varlığı ile bulutluğu en özel süreçlerden yalnızca birisidir.

Yas, derin bir kederdir, Öyle ki; uykularınız düzensizleşir, yemek yemek sadece hayatta kalabilmek için gerçekleştirilen bir eylem haline dönüşür, sürekli ağlamak istersiniz ya da gözyaşları boğazınızda bir düğüm oluşturur, konuşamazsınız, konuşsanız da kimsenin sizi anlayamayacağını düşünürsünüz, tüm dünya önünüze serilse artık hiçbir şeyin bir anlamı kalmamıştır. Anlatmak, haykırmak istersiniz fakat o kadar derin bir acıdır ki; bu acıyı ancak derin bir sessizlik anlatabilir bazen….

İşte bu nedenlerdir ki; derin acılar yaşamış insanlar hayata hep gülümseyen insanlardır.  En çok gülen ve diğer insanları her daim hayata karşı gülmeye teşvik eden insanlardır çünkü artık onlar perdenin arkasındaki gerçekliği görebilenlerdir. Dünya hayatının bir oyundan ibaret olduğunun bilince olan ender insanlardandır. 

Bu açıdan yas süreci, aydınlanmayı da beraberinde getirmektedir.  Yas süreci uykudan uyanma sürecidir.

Soma da yaşanan olaylara bir de bu açıdan bakalım; “Soma da yaşanan maden kazası ve yaşamlarını yitiren insanlar, bizlere ne anlatmak istediler? “  Siz bu olaydan ne öğrendiniz?

Bu ve benzeri soruları sorun kendinize, yanıtlar gelecek. Dünya gezegeni hızla bir dönüşüm sürecine girmiş bulunmaktadır. Daha da karanlık bir süreç yaşacağız. Çok daha derin acılara gebe şu anda Dünya, bunu her aldığım nefeste hissediyorum, gözlerimi her kapadığımda görüyorum. Ya sizler??

Sizler de en derinlerde bir yerlerde biliyorsunuz, hızla sona doğru gidiyoruz. Peki ne için? Yeni bir başlangıç yapmak için.

Işık, karanlıktan her zaman çok daha güçlüdür. Bu nedenle hiçbir şeyi karartmayın, aksine aydınlatın, her yer ışık olsun…

Dünya üzerindeki hiçbir frekans “SEVGİ” DEN daha hızlı titreşmemektedir.

Sevgi de bir olun, bunun için ışığa yürüyün, aydınlatın önce kendinizi.

Önce kendiniz ile buluşun, bırakın diğerlerinin ne dediklerini,  “ben kimim? sorusunun cevabını bulmak zorundasınız. Tabi illüzyondan çıkmak gerçeklikle temas etmek istiyorsanız!

Kendiniz ile buluştuğunuzda zaten “sen-ben” in olmadığını göreceksiniz.

İnanıyorum ki , bir gün bir an her varlık görecek….

 

Sevgiyle,

Özge Genlik


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder