vesta akademi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vesta akademi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2016 Pazar

Kızıl Ateş Maymunu = Dönüşümün Gücü

2016 yılının "5" aynı geride bırakmışken, yılın geri kalan süpriz günlerine dair minik ipuçlarının sizlere rehberlik etmesini ister misini?

3 Aralık 2015 tarihinde her yıl olduğu gibi Gahl Sasson ın Cihangir Yoga İstinye de düzenlemiş olduğu "2016 Yılı Astrolojisi/ Dönüşüm Yolculuğuna Hazırlanın" workshop'una katılmıştım. Uzun zaman oldu bir türlü derleyip toparlayıp yazamadım. Kısaca 2016 yılının geri kalanına dair kısa mesajlar vermek istiyorum:

* 2016 yılı; büyük bir dönüşüm yılı. Bu yıl, tüm tezahür ettirdiğiniz eylemler bundan sonraki 10 yılınızı etkiliyor olacak. Evet yanlış duymadınız, bundan sonraki 10 yıl boyunca deneyimleyeceğiniz herşey şu an toprağa ekmekte olduklarınıza bağlı. 

Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Bu yıl ektiklerinize özellikle dikkat edininiz!!!

Bu yılın sözü: "Gerçek irade olduğunda daima bir yol vardır."

*  2016 yılı tam anlamıyla; "Ben kimim?      Dünya gezegeninde neden var oluyorum? sorularının
yanıtları için kendi içsel yolculuğunuza çıkabileceğiniz kendinizi baştan yaratabileceğiniz bir yıl. Kim sizi durdurabilir ki? Sizi bu yıl sadece siz durdurabilirsiniz. Hedeflerinizi belirleyin, geç kalmadınız Mars gezegeni geri hareketini gerçekleştirirken zaten şu an herşey 1. viteste ilerlerken kalben niyet ettiğiniz herşeyi gözden geçirme ve "öz" sesinizin izini sürerek hedef belirleme zamanı !

* 2+0+1+6= 9 Bu yılın rakamı :"9" . Dünya gezegenindeki en büyük rakam ve bir o kadar da sihirli bir rakam. 9 rakamı simya ile ilgilidir. Bu nedenle bu yıl dönüşüm yılı olarak nitelendirilmektedir. Aynı zamanda, "9" rakamı, kehanet, astral boyut, Tanrı'nın sırrı ile de ilişkilendirilen bir rakam olma niteliğini taşımaktadır. 
Öyle ki; şimdi "9" rakamı ile çarpım işlemi yaptığınızda "9" rakamının o sayının enerjisini öldürdüğünü, değiştirdiğini görürsünüz. Ve herhang bir sayıya "9" rakamını eklediğinizde tekrar o sayının yaşama geri geldiğini fark edersiniz. İşte bu sebeple; "9" rakamının öldürme ve yeniden canlandırma özelliği bulunmaktadır. 

* 2016 yılının enerjisi: yaratıcılık ve merak. Bu yıl "ilham" yılı. Herhangi bir yerde (otobüsta, uçakta, yolda yürürken, koşarken aklınıza bir fikir gelirse bunu hemen bir yere not edin ve değerlendirin. Çünkü ilham perileri bu yıl her zamankinden daha fazla bizlerle..

*2016 yılı: kızıl maymunun yılı. Maymun hayvanını nasıl bilirsiniz? 
Enerjik, fazla hareketli, muzip, şakacı, cinsel enerjisi yüksek, zeki, alternatif bakış açıları yaratabilen...Bu yıl çok fazla "ciddi" olmamakta yarar var yoksa zorlanabilirsiniz. Tıpkı bir maymun gibi bir yol işlevsel değilse, farklı bir yol denemeyi tercih edin tabi ki kalbinizin rehberliğinde!!!

*2016 yılında "cesur" olun ve tamamen kendi kişisel çabanız ile yürekten emek vererek gerçekleştirmek istediklerinizi yaşama kazandırın. Hatta Gahl şöyle diyor: "Bu yıl Tanrı ya dua etmek yerine kendine dua et!" :) 

*2016 yılının rengi: KIRMIZI.  Üzerinizde kırmızı bir aksesuar bulundurmaya özen göstermek size iyi gelecektir. 

Form, boşluk; boşluk formdur

Yeni bir yaratım ortaya koyabilmeniz için önce "boşluk" oluşturun. Sonrasında niyet edin. En önemli aşama "niyet" aşaması. Çünkü her zihninizden geçen gerçekleşiyor, farkında mısınız? 

"Cinsel enerjinin " bir başka deyim ile "yaşam enerjimiz"in çok yüksek seviyede olacağı bir yıl deneyimliyoruz, yaşam enerjimizi kendi dönüşümümüz için kullanmaya niyet edelim. 

Astroloji bir yaşam bilimdir. Bütün bir varlığın tüm kainatla uyumu ve sağlıklı olma hali üzerine sembolik bir dil kullanmaktadır. Bir insan varlığı Dünya gezegenine merhaba dediği an gökyüzündeki gezegenlerin konumu, bu gezegenlerin birbiri ile olan etkileşimi o insan varlığının değiştirilemez ancak dönüştürülebilir ruhunun bir portresini bizlere sunmaktadır bu bağlamda doğum haritası, psişenin fotoğrafıdır.

Bütün, parçaların toplamından fazladır

Günümüz insanın yanılgıya düştüğü üzere Güneş gezegenin bulunduğu burç "sizin kim olduğunuzun" göstergesi olamaz. Tüm burçlar doğum haritanızda belirli yaşam alanlarınızda (evler) konumlanmıştır ve ancak doğum haritasındaki tüm veriler analiz edildiğinde sağlıklı veriler elde edilinebilir. Burç olarak tabir edilen semboller her birimizde var olan "psikolojik süreçler"dir. Bu yıl doğum haritanızdaki bulundukları yere göre değerlendirebileceğiniz bazı ipuçları aşağıda yer alıyor. Sadece Güneş gezegeninin yer aldığı burcunuza göre değerlendirmek yerine Örneğin "koç" burcu 10. evinizde yer alıyor olabilir. 10. ev; kariyer ile ilişkilendirilir. Aşağıdaki ipucuna göre; " 2016 yılında iş yaşamında koyun sürüsünden ayrıl ve kendin ol, iş yaşamına katkı sağlayabileceğini düşündüğün projeler için araştırma yap, seyahat et ve deneyimlerini, birikimlerini paylaş" gibi değerlendrimek bütüncül bir yorum sağlayacaktır. 




Koç: şimdi "özgün ol" ma zamanı;  gez-öğren-öğret-paylaş

Boğaşimdi "varoluş potansiyelini keşfet" me zamanı; gölge yönlerin ile yüzleş ve dönüşümünü gerçekleştir.

İkizler: şimdi "yeniliğe yer aç" ma zamanı; kendini sevmeye ve sevilmeye yönelik özgürleştir.

Yengeç: şimdi "yaşam formunu dönüştür"me zamanı; özündeki şifa ile buluş.

Arslan: şimdi "yaratıcılığını besle", sevgiye kendini aç-yenilikler üret-kendin ile buluş.

Başak: şimdi "fiziksel bedenini dönüştür"me zamanı--aile içi iletişimini güçlendir.

Terazi: şimdi "fiziksel-zihinsel-duygusal-ruhsal boyutta detoks" zamanı; meditasyon serüveninde derinleş.

Akrep: şimdi "öz"ünü keşfet" me zamanı; yeteneklerinin farkında ol--çok değerli olduğunu fark et.

Yay: şimdi "büyüme" zamanı; "öz"ünün rehberliğinde Dünya daki misyonunu gerçekleştir.

Oğlak: şimdi "özgürleşme" zamanı; bırakmak istediklerini tümüyle benliğinden özgürleştir--özgün ol.

Kova: şimdi "öz"ünle bağ kurma zamanı--özel yeteneklerini kullan-tutklu ol.

Balık: şimdi "temas" etme zamanı; ilişkilerinle dönüşümünü gerçekleştir.

Hiç şüphesiz ki; astroloji bilimi bir insan varlığının ruhsal eğilimini görmek, kişinin özündeki yaratıcı potansiyeli uyandırmak ve gerçekte kim olduğunu hatırlaması yönünde hangi hususları çözümlemesi, aydınlatması gerektiğinde dair bir yol haritasıdır.

Dönüşümün Gücü Adına 2016 ! :)))


Özge Genlik
Uzman Psikolog
Vesta 77 Psikolojik Dönüşüm ve Yaşam Akademisinin Kurucusu




24 Nisan 2016 Pazar

AYNA AYNA SÖYLE BANA : "BENDEN DAHA GÜZELİ VAR MI BU DÜNYADA?"

"Ayna" ya baktığınızda ne görüyorsunuz? Ayna, size neyi gösteriyor?
Hergün belki birçok kez, aynaya bakarız kendimizi daha iyi görebilmek daha iyi hissedebilmek için?
Peki, aynalar bizlere gerçekte var olanı mı gösteriyorlar? Yoksa, zihnimizdeki bizi mi gösteriyorlar?
Düşüncelerimiz; capcanlı enerjilerdir.
Hz. Mevlana'nın dediği gibi; "Gül düşünürsen güllük, diken düşünürsen dikenlik olursun."
Düşüncelerimiz, yaşamımızı oluşturmaktadır. Nasıl düşünürseniz, birebir düşündüklerinizi yaşarsınız.

Şimdi düşünün ki; elinizde sihirli bir ayna var ve gelecekte olacakları size gösteriyor.
Bu ayna ya ilk yönelteceğiniz soru ne olurdu? İlk aklınıza (60 saniye) gelen her zaman en doğru olandır. Öğrenmek istediğiniz her ne ise, şu anda onu yarattığınızı farkında mısınız? Çünkü yaşamın bütünü "şu an" da tezahür etmektedir/ oluşmaktadır. Geçmiş-şimdi-gelecek; hepsi "şu an" da oluyor, farkında mısınız? :)

Gelecek hakkında gerçek bilgileri sunan sihirli aynaya bir soru yönelttiniz aslında cevap sorunuzun içerinde saklı. Bulabildiniz mi?

Sihirli ayna; bugüne kadar Dünyadaki en güzel kişinin siz olduğunu söylüyordu ancak, şimdi diyor ki: "gelecekte dünyaya gelecek olan yeğenin (kız kardeşinin çocuğu) büyüdüğünde senden daha güzel olacak? "Bu durumda ne yaparsınız? 

Yapımcılığını Joe Roth'un üstlendiği The Huntsman Winter's War (Avcı: Kış Savaşı) filminin kötü kalpli kraliçesi Ravenna (Charlize Theron) kız kardeşi Freya (Emily Blunt)'nın bebeğinin ölmesi için uygun şart ve koşulları yarattı, siz ne yapmayı tercih etmiştiniz? :)

Güzellik; kainatta herşeyde olduğu gibi içten dışa doğru yansıyan bir olgu. İç dünyası güzelliklerle oluşmuş bir insan varlığının dış dünyaya yansıyan yüzünün güzel olmaması Dünyaya sunduğu meziyetlerinin güzellkleri oluşturmaması mümkün değildir.  
Ancak "Avcı: Kış Savaşı'ındaki filmimizde kraliçe Ravenna için güzellik=güç anlamına gelmektedir. Günümüzde de insan varlığı olarak; herşey" olmaya çalıştıkça: "iyi anne, iyi eş, iyi baba, iyi yönetici, iyi işveren, iyi çalışan, vb." sadece "zihin" boyutunda var olmaya çalışan "duygu"ları deneyimleyen bedene ve zihne "dur" der olmadık mı? 
gelmektedir.
Yaşamında "duygu"lara yer vermeyen Ravenna için tek bir gerçeklik vardır: "sahip olmak", materyal formda herşeye "sahip" olmak; günümüz insan varlıkları da yavaş yavaş bu forma doğru hızla ilerlemektedirler. "
Duygularımız ifade bulmadıkça, zihin boyutunda daha fazla var olmaya başlıyoruz bu da bize "kaygılar, korkular, üzüntüler, sıkıntılar, problemler, sorunlar, vb." başlıklı faturalar halinde geri dönüyor. 
Zihinsel boyuttan ayrışmanın en güzel ve en işlevsel yöntemi: "YAVAŞLA" maktır. 
Beden yavaşladığında, zihninizin de yavaşladığını, berraklaştığını görecek ve algılayacaksınız. İşten eve, evden işe koşuşturmalarınız son bulacak. Kalbinizin ritmini dinleyebilmenin, soluk alışverişinizin dokusunu hissedebilmenin ne olduğunu idrak edeceksiniz.

Filmimize geri dönecek olursak; Ravenna kendi gölge yönlerinin izinden gitmeyi tercih ederek kız kardeşi Freya nın bebeğini ölümüne vesile olduktan sonra , Freya nın özündeki gücün olumsuz yönü uyanır ve dokunduğu herşeyi buza dönüştürmeye başlar. Ve Buz Kraliçesi olarak kendine Kuzey topraklarında bir krallık kurar. Krallığına civar topraklardan topladığı küçük çocukları avcıları olmak üzere eğitilip, güçlenmelerine yönelik çalışmalarını sürdürürken, duygularını olabildiğinde iç dünyasının derinliklerine gömer. O da, ablası Ravenna gibi; "sevgi ve aşk" ın olmadığı sadece düşünsel maddi gücün hakim olduğu bir varlığa dönüşmüştür. 

Her birimiz çok güçlüyüz, bir insan varlığı olarak: "sevgi" ile dönüştürebilme gücüne sahibiz. Ancak gücümüzü nasıl ve ne şekilde kullanacağımız bizim irademize bağlıdır. Sevgi; kainattaki en yüksek dalga frekans hızına sahip enerjidir. Gücün öz kaynağı, herşeyin öz kaynağı olan "sevgi"dir.

Filmin ilerleyen sahnelerinde kötü kalpli kraliçe Ravenna nın sihirli aynasının ortadan kaybolmasını ve kız kardeşi Freya nın aynayı bulabilmek adına verdiği çetin mücadeleyi, bu mücadelenin tam ortasındaki "aşk"ın gücüne; Sara (Jessica Chastain) ile Eric (Chris Hemsworth)'in sonsuz sevgisinin tezahür eden tüm zorlukmuş, problemmiş, engelmiş gibi görünen herşeyin nasıl da üstesinden geldiğine şahit oluyoruz. 

Ayna, Freya'nın eline geçtiğinde ve Freya'nın aynanın kenarında yazan sihirli sözcükleri söylemesi üzerine aynanın içinden yeniden bedenlenen Ravenna'nın söylediği harikulade bir söz var: "beden sadece bir araçtır; bir süreliğine varlığımı aynanın içinde devam ettirmiştim." Varoluş sonsuzdur, ölüm; yeniden doğumdur. Ölüm dediğimiz olgu sadece bedeni bırakmaktır ve
bir de tabiki tamamlanmış olan her türlü sürecin bırakılmasıdır. Ebedi varlığımız varoluşunu başka formlarda sürdürmeye devam eder. "Beden sadece bir araçtır" cümlesi filmin en iyi özetiydi doğrusu.

Mevcut bedenimizde var oluşumuzu sürdürdüğümüz "yaşam/hayat" adını verdiğimiz oyunda, beden; zihinsel tezahürlerin somut/maddesel formda tezahürlerini sağlamak için sadece bir araçtır. 

Filmin sonunda ne oluyor? Filmi izlemenizi öneririm :) 
Ancak tahmin edeceğiniz üzere, "sonsuza dek mutlu yaşamayı" seçenler "sonsuza dek mutlu yaşıyorlar..."

Siz yaşamınızda hangi duyguların zemininde yaşamayı tercih ediyorsunuz? 

Özge Genlik
Uzman Psikolog
Vesta 77 Psikolojik Dönüşüm ve Yaşam Akademisinin Kurucusu
www.vestaakademi.com




16 Nisan 2016 Cumartesi

KIRMIZI ÇİÇEK

Dün akşam harikulade eşsiz atmosferi ile ayaklarımı yerden kesen, yüreğimi heyecan ile zıp zıplatan bir ormandaydım :) Bu harikulade ormanda bir çocuk ile tanıştım ismi : "Mowgli", en yakın arkadaşı, yol göstericisi ise "Bagheera" adında siyah bir panter idi. Mowgli, ormanda bir kurt sürü ile kendini keşif yolculuğunu sürdürürken eski bir bitmemiş meselenin baş
kahramanı olan bengal kaplanı "Shere Khan" ile yeniden biraraya gelmesi ile "ev"inden ayrılmak durumu ile yüzleşmek durumunda kalan cesur orman çocuğu yüreğinin rehberliğini dinleyerek Özge'nin "inanç"ın "umut"un "cesaret"in ve en önemlisi "öz-sevgi"nin gücünü bir kez daha hatırlamasına vesile oldu...

Rudyard Kipling'in muhteşem çocuk romanının Disney tarafından beyazperdeye uyarlanışı olan "Orman Çocuğu (The Jungle Book)" izlenirken kalbin gücünün bir kez bir kez daha idrak edilmesine vesile olacak en güzel yapıtlardan biri olduğu kanaatindeyim. 


Mowgli (orman çocuğu), babasının bir bengal kaplanı (Shere Khan) tarafından saldırıya uğrayarak ölmesi sonucu ormanda tek başına kalıyor. Ancak her son bir başlangıca gebedir ki; siyah bir panter (Bagheera) masum çocuğu koruma himayesi altına alarak bir kurt sürüsünün arasında büyüme ve gelişimini tamamlaması için yardımcı oluyor. Yaşam döngümüzde de bizleri;  en "zor","sıkıntılı", "sancılı" dönemlerimizde ışığın daima olduğunu hatırlatmak üzere muhakkak bir "insan", "durum", "olay"  yaşam oyunundaki dönüşümümüzü gerçekleştirmemizi destekler ;)
Mowgli (orman çocuğu) kurt sürüsü ve ormandaki diğer canlı varlıklarla günlerini huzur, mutluluk, neşe, keyif ve merak ile geçirmekte olduğu ve gelişim sürecini yavaş yavaş tamamlama evresinde olduğu an, babasının ölümüne vesile olan bengal kaplanı (Shere Khan) yeniden Mowgli'nin yaşam sahnesinde aniden beliriverir. Bu durumda Mowgli artık "büyüme"k durumundadır.
Büyüme; yaşam döngümüze biraz daha farkındalık ile bakmaya başladığımız ardından yavaş yavaş kendi sınırlarımızın bugüne değin bizleri yetiştiren, gelişimimize destek olan kişiler, toplum ve içerisinde soluk aldığımız kültürel atmosfer tarafından oluşturulduğunun farkında olduğumuz "an" başlar. 

Büyümek demek; sorumluluk (varoluşsal sorumluluk) almaktır. Yaşam döngümüzdeki öğrenilmiş, kalıplaşmış sınırların dışarısına çıkmaya cesaret ederek en karanlık yönlerimiz ile yüzleşmek ve olanı olduğu gibi kabul etmektir...

Mowgli'nin dış dünyayı keşif yolculuğunda daima "güven" adımları ile yürüdüğüne dikkatinizi yöneltmenizi istiyorum. Kalbinin ritmi ile eylemde olan her varlık daima "güven"ir. Mowgli'nin karşısına çıkan "yılan", "maymun", "bengal kaplanı"; Mowgli'nin benliğinin karanlık yönlerinin birer temsili idiler. Yılan; "geçmiş"e ve "geleceğe" yönelik faydasız "merak"ı; maymun; "açgözlülüğü"; kaplan ise"hırs, faydasız ego savunma mekanizmalarını temsil ediyordu. Mowgli ise karşılaştığı her güçlükte önce yüreğinin cesareti ile sevgi ile sadece kendi iç sesinin rehberliğinde eylemlerini gerçekleştirirken desteklendiğini görmekteyiz.  Kalbinin ritmi ile "gerçek"i arayan her varlığın desteklendiği gibi...

Korkularımız, biz onları zihnimiz ile beslediğimiz sürece var olurlar. Dünya gezegeninde "korku" duygusunu denyimlememize vesile olacak hiçbirşey yoktur çünkü yaşam yolumuza çıkan herşey bizim öz-sevgide buluşabilmemiz, "ev"e dönebilmemiz için iyileşmemize vesile olan düzeneklerdir.

Bir "inanç" tohumu tüm Dünyayı etkiler. Mowgli'nin yüreğindeki inanç yolunu aydınlattığı gibi aynı zamanda tüm ormanı nasıl dönüştürdüğünü seyrederken; öz-sevgi, inanç, güven suyundan yapılmış çorba her derdi iyileştiren en baş şifa aracıdır, diyeceksiniz. 

Filmin son sahnelerinde Mowgli'nin bengal kaplanı (Shere Khan)
ile karşı karşıya tek başına kaldığı sahnelerde hiçbir zaman pes etmediğine en zor anında "sakin" kalmayı başararak kalbi ile temasını koruyarak zihnini etkin ve ehil kullanabildiğine şahit oluyoruz.

İşte özümüzdeki asıl "kırmızı çiçek" de bu değil mi zaten? İnsan varlığını diğerlerinden ayıran en önemli niteliği; planlama, muhakeme yapma ve geleceği önceden görebilme yeteneği ancak bu yetenek sadece zihin ile yönetildiğinde "kaos" oluşuyor. Çünkü tüm benliğin efendisi "kalp"tir. Son bilimsel araştırmalar göstermekte ki; "tüm vücudu yöneten "beyin" değil. Dış dünyayı önce kalp algılıyor, kalbin kendine ait hücresel bir sinir ağı var ve %60-65 oranındaki sinir hücreleri dış dünyayı önce kalp vasıtası ile algılıyor ardından "beyin"e sinyal gönderiyor. 

Kalbimizin sesini dinlemeye kendimizi bırakırsak olayları önceden sezebilir ve bu "an"da zihinsel süreçlerimiz ile sakin, yavaş ve uyumlu bir biçimde deneyimlemekte olduğumuz sürece etkin yanıtlar verebiliriz. Tıpkı cesur orman çocuğu Mowgli'nin yaptığı gibi eylem gerçekleştirir ve eylem gerçekleştirdiğimizde çevremizdeki her canlının büyümesine yardımcı oluruz...
Öz-sevgiyle çarpan kalbin ritmi ile eylemde olmayı seçen bir zihin tüm Dünya yı dönüştürebilecek güce sahiptir...

Sizin, "kırmızı çiçeğiniz" ile ilişkiniz nasıl? 

Özge Genlik
Uzman Psikolog
Vesta 77 Psikolojik Dönüşüm ve Yaşam Akademisinin Kurucusu
www.vestaakademi.com