10 Aralık 2012 Pazartesi

ÇOCUKLARIMIZI ANLAYABİLİYOR MUYUZ?


       
         Yaşamın ilk altı yılında bir çocuğun temel amacı ‘inisiyatif’ alabilmektir. Bir başka deyim ile çocuk bir yandan ‘ben kimim? sorusuna yanıt ararken diğer yandan da ‘bağımsız’ hareket edebilmek için çaba sarf eder. Yaşamın ilk yıllarında çocuklarımız genel olarak iki sorunun cevaplarına  yanıt ararlar;  ‘‘1. Dünya yaşanılabilir ve güvenilir bir yer midir?, 2. Ben kimim?’’ Çocuklarımız dünyanın güvenilir bir yer olduğuna karar verdiklerinde kendilerini tanımaya da yavaş yavaş  başlarlar. Çocuklarımızın kendilerini tanımalarına yardımcı olabilmemiz için öncelikle ev sonrasında okul ortamında ‘güvenli’ zemin hazırlayabilirsek;  çocuklar kendilerini  nasıl göreceğini-başkalarının kendi hislerine nasıl tepki vereceğini-hisleri hakkında nasıl düşünmesi gerektiğini-tepkilerinin seçenekleri olduğunu- farklı duygulara sahip olduğunu ve bu farklı duyguların farklı zeminlerde ifade edebileceğini öğrenir.
              Çocuklarımızın kendilerini güvenli sahada ifade edebilmeleri motive etmek için etkili iletişim kurabilmek önemli bir yere sahiptir. Dünyayı anlamlı kılabilmek için ‘iletişim’ temel bir mekanizmadır.












 
Çocuklarla İletişim Nasıl Kurulur?

         Çocuklarla iletişimimizde etkin dinleme metodunu kullanmalıyız. Nedir etkin dinleme? Etkin dinleme;  söylenenlerin barındırdığı duygu durumunun kavranması ve bunun dinleyiciye sözel ve sözel olmayan mesajlarla iletilmesidir. Etkin dinleme çocukların duygularını tanımasına yardımcı olabileceği gibi aynı zamanda duyguların güvenli bir zeminde aktarımına da yardımcı olur. Dilerseniz birkaç alıştırma yapalım:

·        Çocuk: Ayşe benimle bugün hiç oynamadı.

·        Ebeveyn: ???? (siz olsaydınız nasıl bir cevap verirdiniz?) ????

·        Ebeveyn 1: Arkadaşlarınla güzel/ iyi geçinmeyi öğrenmelisin.

·        Ebeveyn 2: O zaman sende oynayacak başka bir arkadaş bul.

 
          Ebeveynlerin tepkilerini çoğaltabiliriz. Ancak 1. Ebeveyn tepkisinden çocuk hayatının sınırlı olduğunu ve hataları hep kendisinde araması gerektiğini öğrenir. Yetişkinlik döneminde mutlu olmayı ve sevmeyi bilir ve kızmaması gerektiğini bunun kötü bir şey olduğunu düşünür ve bu nedenle kızgınlık hissettiğinde nasıl
davranacağını bilemez.  2. Ebeveynin tepkisi karşısında çocuk ebeveynden şu mesajı alır: ‘Beni ebeveynlerim dışında kimse koruyamaz ve anlayamaz, karar vermem gerektiğinde mutlaka ebeveynlerime danışmalıyım.’’ Her iki durumda da çocuğun duygusal ve düşünsel yaşantısı sınırlı bir yapı içerisinde şekillenmektedir.

              Olması gereken ebeveyn tutumu: ‘ sanırım sen biraz Ayşe ye kırılmışsın belki de kızmışsın. Ayşe sence seninle neden oynamak istememiş olabilir, birlikte düşünelim mi?’ Çocuklarımızın duygularına ve düşüncelerine aynalama yaparak yaklaşabilirsek çocuklarımızın dünyalarında bir yer açmış oluruz. Böylece çocuklarımız yaşamlarında her şeyin istedikleri gibi olamayabileceğini deneyimlerken, olumsuz durumlarla nasıl başa çıkabileceklerine dair stratejik düşünme becerisi geliştirirler.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder