6 Aralık 2012 Perşembe

O SES : STRES


21. yüzyılın insanının yeni sloganı: zamanım yok, hiçbir şeye yetişemiyorum! Doğrusu kendimizi; fiziksel-duygusal-davranışsal yapı taşlarımızı tanımaya vakit ayırmak yerine teknolojinin bize sunduğu cep telefonlarını, mini bilgisayarlarını, yeni bilgisayar programlarını anlayabilmek uğruna ne kadar zaman harcıyoruz? Bilgisayarlar ve diğer teknoloji ürünleri bilişsel faaliyetlerimizi hızlandırırken acaba bedenimizi duyuyor muyuz?

Endüstri toplumunun ve Batı tarzı yaşama biçiminin insanları getirip bıraktığı yer;

                                               ‘ALMAK’

                                  ‘DAHA ÇOK ALMAK’

                              ‘DAHA ÇOK SAHİP OLMAK’

Endüstrileşme ve modern teknoloji, sadece eski ihtiyaçlarımızı karşılayıp, hayatı bizler için kolaylaştırmakla kalmamış aynı zamanda, eğer varlıklarından haberdar olmazsak hiçbir zaman ihtiyaç duymayacağımız bir sürü ürünü elde etmek için çalışmak zorunda kalmamıza vesile olmuştur. 

Gerçek şudur ki: İnsan bedeni, çalışarak gelişen ve performansını arttıran tek araçtır. Bizler bedenlerimizi çalıştırmıyoruz, bedenlerimiz zihinlerimizin içine hapsolmuş durumda. Zihin-bedenlerde yaşamıyor muyuz? Hal böyle olunca örneğin; metabolizma hızımız azalıyor, kilo alma eğiliminde artışlar meydana geliyor. Sonra istediğimiz gibi görünmediğimiz için hayıflanıyoruz, sosyal paylaşımlarımız azalıyor….Kapı çalıyor kim o: Ben DEPRESYON J

Yeri gelmişken depresif bozukluğun iyileşme sürecinde öncelikle bedensel yapılandırmalardan başlamanın daha işlevsel olduğu araştırmalar tarafından ispatlanmıştır. Doğada açık hava yürüyüşleri yapmak depresif bozukluğun bir numaralı antidepresanıdır.

Çağımızın altın problemi: STRES olgusuna geri dönelim:


  • Stres nedir?

Organizmanın bütünselliğini korumak amacı ile kendisine yönelik tehditkar uyarana yönelik verdiği tepkidir. Stres duygusunu hissedebilmemiz için öncelikle meydana gelen durumun, olayın fizyolojik-duygusal-zihinsel boyutlatın birinde ya da hepsinde kişinin bilincinde tehditkar olması gerekmektedir. Bu bağlamda ‘stres’ bir savunma mekanizması olarak da değerlendirilebilir. 

Hani çoğu zaman trafikte iken yolda yoğunluk meydana geldiğinde ya da yetişmemiz gereken bir yere geç kaldığımızda ‘strese girdim’ deriz. Halbuki stres duygusunu yaşamamıza neden olan bizlerin bu olaylara yüklediği anlamlardır. 
Yetişmeniz yere geç kaldığınızda ne olacak? Bu soruya vereceğiniz yanıt/lar stres olgusunu tanımlar, bir başka deyim ile stres geleceği olumsuz düşleme ile bağdaşmaktadır.

  •   Organizma stres olgusunu deneyimlediğinde bedensel ve psikolojik düzlemde ne gibi değişiklikler olmaktadır?



}  Tehdit karşısında organizma hayatını sürdürme amacına yönelik bir dizi faaliyette bulunur:

1) Depolanmış yağ ve şeker kana karışır,

2) Solunum sayısı artar,

3) Kanda alyuvarlar artar,                            

4) Kan basıncı yükselir,

5) Kan pıhtılaşma mekanizması harekete geçer,

6) Kas gerilimi artar,

7)Sindirim yavaşlar veya durur,

8) Gözbebekleri büyür,

9) Bütün duyumlar artar,

10)Hipofiz bezi uyarılır.


}  Stres karşısında psikolojik değişiklikler ise kişiye özgü, biriciktir. 
Stres onu zihninde taşıyan kişiye aittir. Dolayısı ile geçmiş yaşantılarımız, hayata bakış açımız,
inanç sistemlerimiz, ihtiyaçlarımız, kaynaklarımızın farkındalığı, karşılaştığımız olay ve
durumlara yönelik tepkilerimizi belirleyici temel etkenlerden bazılarıdır.  

  •    Stresten korunmak için stres aşısı olalım mı?


1)      Kendimizi tanıyalım ( değerlerim, inançlarım, güçlü yönlerim, bedensel duyumlarım, yaşama amacım)

2)      Güvenli yer egzersizi yapalım. Yaşamımızı bir zaman çizgisi üzerinde gözden geçirelim ve en mutlu, en huzurlu, en umutlu olduğumuz bir anı zihnimizde tüm detayları ile canlandıralım, bunu her gün bir detay ekleyerek 21 gün üzerinde çalışalım.

3)  Her gün en az 15 dakikayı kendimize ayıralım ve nefes egzersizleri yapalım, nefesimizi izleyelim.

4)    Her gün kendimizi ne kadar sevdiğimizi sözel ya da yazı dili ile ifade edelim. 

   Örneğin her gün şöyle bir cümle tamamlamaya çalışalım: 
   Kendimi çok seviyorum çünkü........................................................................................................

5)      Beden ve zihin bütünselliğimizi güçlendirmek için her gün meditasyon yapalım.


Şimdi yazının sonuna kadar okuyanlar ‘Eeee, tamam biz zaten bunları biliyoruz diyorsanız’ Ben de size diyorum ki; ‘Bir şeyi bilmen için bunu uygulaman gerekir, eğer bir şeyi bilip de uygulamıyorsanız, o şeyi bilmiyorsunuz demektir !’


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder