nefes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2014 Cuma

KULİSTEN SAHNEYE

07.11.2014 (Cuma günü) saat 17.00 sularında Çift ve Aile terapisti, aynı zamanda değerli ve kıymetli arkadaşım Salih Hafızoğlu'ndan bir telefon aldım şöyle diyordu: "Hadi Özge bu Pazar senin çekimi yapalım, Pazar sabahı gel Bursa ya :)" Daha öncesinden kendisine programına Aralık ayında katılacağıma dair söz vermiştim ancak tabi biraz heyecanlı hissetsem de olur mu olmaz mı diye kısa bir tereddütten sonra "tamam geliyorum" dedim, iyi ki de gitmişim... Bu Pazar (16.11.2014) saat 10.00 da Olay Tv ekranına bir göz atın derim ;) 

Uzman Psikolog ve Çift &Aile Terapisti Salih Hafızoğlu kendi alanında oldukça donanımlı, araştırmacı ve paylaşmayı kendisine ilke edinmiş saygın meslektaşlarımdan birisidir. Şimdi "körler sağırlar beni ağırlar" gibi olmasın bu nedenle siz en iyisi kendisinin internet sitesine bir göz gezdirin ve kararı kendiniz verin :  http://www.salihhafizoglu.com

Hafızoğlu, Eylül ayında çok anlamlı bir girişimde bulunarak, psikoloji bilimi ile halk arasında sevgi ile yaratılmış bir köprü oluşturdu. Her bireyin yaşamının biricikliğine vurgu yaparak, toplumumuzun farkındalık zeminini genişletmeyi hedefleyen "Kulisten Sahneye" isimini verdiği programın hem editörlüğünü hem de sunuculuğunu başarı ile sürdürmektedir. 

Kulisten Sahneye;


http://m.youtube.com/watch?v=K9TLB4lpqA0



Bilinçdışı zeminden (kulisten), bilince (sahneye) duygulanımların nasıl oluştuğu, bu duygulanımların hikayelerimize olan yansımaları ve bu yansumaların içirisindeki rollerimizin biricikliğini sistematik/ilişkisel bir bakış açısı ile harmanlanan programda bugüne değin; "aile ve okul hayatı", "bağlanma ve aile içi iletişim", "ergenlik ve aile hayatı", "boşanma ve etkileri", "evlilik dışı ilişkiler ve sadakatsizlik", "evlilikte çift uyumu ve çocuklar", "bağımlılık" gibi birbirinden önemli temalara her biri kendi alanında uzman değerli meslektaşlarımızın yorumları izleyici ile buluştu. Kulisten Sahneye her Pazar saat 10.00 da Olay Tv ekranlarında yayınlanmaktadır. Program bölüm videolarını : http://www.olaytv.com.tr/program/kulisten-sahneye-14890 izleyebilirsiniz. 

Kulisten Sahneye programının bu hafta izleyeceğiniz bölümünde (16.11.2014/ saat:10.00)  ise "farkındalık, kendini gerçekleştirme ve değişim" temasını  Salih Hafızoğlu ile birlikte keyiflle irdeledik.  Farkındalık temalı bölümde kısa kısa nelerden bahsetmişiz, bir bakalım:: 

Günümüz insan ırkının tüm sorunlarının zemininde yatan ana nedenlerden birisi birbirlerimizin hayatlarını yemekle meşgul olmamız; diğeri ise: birbirmizin hayatlarını kopyalamakta olduğumuz.

Kısacası fotokopi olmuş yaşamlarımızda; birbirimizin sınırlarını eleştirmemiz bugünkü psiko-sosyo-ekonomik daha doğrusu tüm varoluşsal depremin en önemli tetikleyicisi. Kulisten Sahneye programında da varoluşsal sorunlarımız ile ancak kendi sınırlarımız ile yüzleşerek olduğumuz yerin idrakına vardıktan sonra yaşamın daha akışkan, bolluk-bereket dolu olabileceğini vurguladım. 

VAROLUŞSAL ZEMİNDE BİLİNÇ

** Biliç nerede konumlanmışsa yaşantımız, varoluş hikayemizde bu zeminde kök salmaya ve yeşermeye başlamakta; programın ilk dakikalarında bu hususa dikkatinizi yöneltmeye çabaladım.

"Dışa bakan hayal görür, içe bakan ise uyanır." C. Gustav Jung

** Kendi iç dünyamızda her ne ile meşgul isek, takılmışlıklarımız, zorlandıklarımız-- dış dünyada da bu duygulanımların somut halleri ile yüzleşme sürecimiz oluşmakta, biraz odağı buraya yönelttik. Kuliste her ne var ise sahnede de bu yer/ zemin buluyor. Önce kuliste yüzleşme ve kabul süreçlerini deneyimledikten sonra sahnede kendimizi gerçekleştirebiliriz.

BEDEN NE KADAR ESNEK İSE ZİHİN DE BİR O KADAR ESNEK OLUR, 
ESNEK OMURGA === ESNEK ZİHİN 

** Zihin ile bedenin kavşak noktası:: "NEFES". Nefesin, bizlere kendimizle buluşma-ayrışma sınırlarımızı nasıl gösterdiğini ve nefes ile çalışarak yaşam ile istediğimiz boyut üzerinden iletişim kurabileceğimizden söz ettikten sonra bir de "doğal nefes" egzersizi ile bir farkındalık çalışması yaptık, herberaberce :) 

 PARA PARA PARA/ SAHİP OLMA-------OLMA 

**Para ismini verdiğimiz maddeye gereğinden fazla önem atfettiğimizin ne kadar bilince olduğumuzun altını çizmeye çalıştık. Önemli olan; şimdi ve buradaki ihtiyaçlarımız mı? Yoksa etfamızı kalabalık hale dönüştüren, sahip olma ya ilişkin inançlarımızın zemininde kendimizi özgürce ve sevgiyle dünya gezegenine bırakamayışımızdan kaynaklanıyor olabilir mi, acaba?

"İnsanlık varlığını sürdürmek istiyorsa, düşünme tarzını tamamen değiştirmeli." A.Einstein 

DEĞİŞİM/ DÖNÜŞÜM NASIL OLUR?

Algılarımızı dönüştürerek, algı dönüşümünün ilk basamağı ise; kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek. Ardından kendimizi sevmeye başlayarak ilermek ile mümkün... Gönül gözü/ Kalp gözü ile görebildiğimiz an zaten Bir liğe çoktan vardık demektir ;) 

Her birimiz  "yaşam-ölüm" oyununda/ hikayesinde gerçekte kim olduğumuzu hatırlamak üzere yolculuğa çıkıyoruz, bu yolculuğumda "Kulisten Sahneye" programı aracılığı ile birçok kişi ile temas zemini oluşturabilmek çok keyifli ve bir o kadar da heyecan verici idi, Pazar günü 10.00 da Olay Tv  de Uzman Psikolog/ Aile ve Çift Terapisti Salih Hafızoğlu'nun sunumu ve paylaşımları ile birlikte Sahnede  görüşmek dileğiyle, sevgiler  ;) 

"Dünya, sergilediği şaşanın ötesini görebilenlerindir, onun bir yalan olduğunu görenler, 
ona ölümcül darbeyi vurmuş olur." R. Waldo Emerson






17 Mayıs 2014 Cumartesi

YAS MEDİTASYONU


Kişinin ölümünün ardından, kaybın enerjisinin dönüştürüleceği aktif-dinamik süreç “yas”  olarak nitelendirilmektedir.  

Yaşamda her an bir şey kaybetmekte, yitirmekteyiz. Derin bir nefes alın ve şimdi tutun. Ne kadar nefesinizi tutabilirsiniz? 5 dakika -10 dakika-15 dakika??? En nihayetinde bırakmak zorunda kalacaksınız. Her şeyi ruhumuz hariç bir an bırakmak durumunda kalacağız.

Her ne yaşarsak yaşayalım ve deneyimleyelim, bedenimiz tüm deneyimlediklerimizin kaydını tutmaktadır. Zihinsel bir müdahale ile zihninizdeki birtakım travmaları iyileştirebilirsiniz. Peki ya bedeninizin enerji katmanlarında oluşan yara izlerini nasıl iyileştireceksiniz? 

Yas, kızgınlık/öfke, kaygı  gibi duygular birçok hastalığın yapı taşlarından yalnızca bir kaçıdır. Bu ve benzeri duygu durumlarını deneyimlediğimiz zaman yapabileceğimiz belki de en önemli şey; bu duyguları dönüştürmektir. İçselliğimize yapacağımız yolculukta kullanacağımız aracımız ise “meditasyon” dur.


  • YAS SÜRECİ NDE UYGULAYABİLECEĞİNİZ
                  “ İÇE DÖNÜŞ MEDİTASYONU**

UYGULAMA:

  • Kuyruk sokumundan başın tepesine değin uzun, dik bir omurga ile yerde bir minder üzerinde bağdaş kurarak ya da sandalye üzerinde her iki bacağınız birbirine paralel olacak şekilde (bacaklarınızı kalça mesafesinde açık tutunuz) rahat ve esnek bir şekilde oturunuz. Ve tüm dikkatinizi nefesinize yönlendiriniz.
  • Gözleriniz açık konumda olsun.
  • Burnunuzdan derin bir nefes alarak akciğerlerinizin (alt-orta-üst) bölümlerini tam olarak aktif hale getirin ve eş zamanlı olarak (Şekil-A) yı uygulayınız.
  • Şekil--A:::: Her iki kol dirsekten bükülü ve alt kollar bacaklar hizasında yeryüzüne paralel olacak şekilde konumlandırınız ve ellerin parmakları bir arada olacak şekilde avuç içleri gökyüzüne bakacak şekilde hizalandırınız.


                                                                                   Şekil-A


  • Şekil --B:::: Nefes verirken ağzınızı açınız ve dilinizi dışarı çıkarınız ( nefes verirken ağzınızı  dilinizin geçebileceği kadar açın ve dilinizi olabildiğince dışarı doğru çıkartın; bu çok önemlidir çünkü bilin dışı süreç aktif olmakla birlikte yas süreci nin dönüşümü hızlanmaktadır). Ve  eş zamanlı olarak her iki kolu dirsekten bükerek iç kollar üst bedene bakacak, dirsekler bacaklar ile paralel hizada olacak şekilde konumlandırınız . Avuç içleri bedene dönük ve her iki omuzu hizalayacak şekilde hafif bir “V” konumunda olsun.



                                                                     Şekil-B




  • Nefes alırken, dilinizi ağzının içine doğru çekin ve ağzınızı kapatın, derin bir nefes alarak Şekil-A konumuna geri dönünüz. Nefes verirken Şekil—B yi uygulayınız.


  •                Şekil-A







  •                                                                                                                                                                                                                                                                                                   




  •                                                                                                       Şekil-B

  • Bu şekilde 7 dakika boyunca uygulamanıza aktif bir şekilde nefes alıp vererek devam ederken; gözlerinizi açık tutarak sabit bir noktaya odaklanınız. İsteğe ve o anki ihtiyaca göre; size iyi geldiğine inandığınız rahatlatıcı hafif meditatif nitelikte bir müzik eşliğinde uygulamanızı yapılandırabilirsiniz.
  • 7. Dakikanın sonunda, derin bir nefes alın ve nefesinizi tutun. Dilinizin ucunu kıvırarak üst damağınıza bastırabildiğiniz en sert şekilde 20 saniye üst damağınıza baskı uygulayınız.  Ardından burnunuzda nefesinizi vererek, bu uygulamayı 2 kez daha tekrarlayınız. Toplamda 3 kez 20 saniye boyunca nefesinizi tutarak, dilinizin ucu ile üst damağınıza baskı uygulayarak, meditasyonunuzu tamamlayınız.  

Özge Genlik

Uzman Psikolog / Yoga Eğitmeni 


** Shannahoff-Khalsa, D. (2006). Kundalini Yoga Meditation: Techniques Specific for Psychiatric Disorders, Couples Therapy, and Personal Growth. W.W. Norton & Company. New York: London.

24 Eylül 2013 Salı

HAYATINIZIN GÜÇ MERKEZİ NEREDE ?

21 Eylül Cumartesi günü çok şükür güneşli ve sımsıcak bir hava, berrak bir gökyüzü bizleri kucaklıyordu Santralistanbul’da. Bir gün önce yapılan yoga çalışmaları işe yaramıştı sanırım =)
         
Mind & Body Festivalinin ikinci gününde çalışmalarıma Chris Chavez in “Güç Merkezli Yoga” workshop u ile başladım. Chris Chavez; Los Angeles’in en iyi 10 yoga eğitmeninden birisidir. Çalışmalarına, dünya çapında düzenlediği
yoga atölye çalışmaları ile devam etmektedir. İstanbul da Cihangir Yoga İstinye şubesinde Çarşamba akşamları yoga dersleri vermektedir. Detaylı bilgi edinmek isterseniz = www.chrischavezyoga.com  / www.cihangiryoga.com  . Chris, yoga workshop una “hayatınızın güç merkezi nerede? Ve onu nasıl kullanıyorsunuz?” sorusu ile başladı. Siz, yaşam gücünüzü nereden alıyorsunuz? Şimdi ayağa kalkın, bir süre sessiz kalın, iki ayağınız kalça seviyesinde birbirinden açık olsun ve kollarınızı yukarı kaldırın, el parmaklarınız birbirinden ayrışık olsun, gözlerinizi kapayın ve dengede kalın. Vücudunuzun hangi bölümü, dengede kalmanıza daha çok yardımcı oluyor? Buldunuz mu? Hissettiniz mi? Güzel, işte sizi dünya gezegeninde kökleyen, burada nefes alıp vermenizi sağlayan güç merkeziniz ile tanışmış bulunuyorsunuz. Benim güç merkezim; göğüs kafesimin tam ortası, sevgi enerjisi ile hayatta kalıyorum. Bedenimizde en temel 3 güç merkezi bulunuyormuş, bunlardan ilki leğen kemiklerimizin tam ortası; ikincisi, göğüs kafesimizin orta bölümü ve son olarak da boynumuza yakın olan köprücük kemiklerimizin orta kısmı. Bu güç merkezlerinden biri mutlaka daha fazla aktif olarak çalışarak bizlere yaşam enerjisi vermekteymiş. Güç merkezimizi bulduktan sonra asanalar (yoga duruşları) ile devam etti Chris. Diğer eğitmenlerimden farklı olarak, elle müdahale etmekten çekinmediğini fark ettim, gerekli gördüğünde yanınıza gelip sizin duruşunuza nazikçe müdahale ederek, sizi düzeltiyordu. Bir de belki de en hoş olanı derste bizlere ismimizle hitap etmeseydi. “Evet, Özge çok iyi çok iyi böyle devam et! =) Genel olarak klasik asanalar (yoga duruşları) ile eğitimini tamamladı Chris. Enerjisi yüksek, ses tonu eğlenceli bir eğitmen ancak benim yoga anlayışım ile çok bütünleştiremedim stilini. Yine de sabahın erken saatlerinde çok hoş bir deneyimdi.

BENZER BENZERİ İYİLEŞTİRİR…

Öğle saatlerine doğru Ayşe Tolga’nın “Aromatherapy” seminerine katıldım.


Ayşe Tolga’yı oyunculuğu ile tanıyor olsak da son 3 yıldır kendisi aromatherapy ile yakından ilgilenmekte ve kendi markası adı altında kendi ürünlerini üretmekte.  Detaylı bilgi edinmek için = www.aisha.com.tr

Neymiş şu Aromatherapy dedikleri?
Bitkilerin; köklerinden, çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen yağların özel bir damıtma işleminden geçtikten sonra bedensel-zihinsel-ruhsal şifa için kullanımına “aromatherapy” deniyormuş =)

Aromatherapy de kullanılan baz ve öz yağlar; kişinin sorununa göre seçilmekte. Anksiyete, stres, uyku sorunları, dolaşım sistemi bozuklukları, solunum sorunları, sindirim sistemi sorunları gibi pek çok zihinsel ve bedensel sağlık sorunun tedavisinde etken ve destekleyici bir rol üstlenmekte, aromatherapy.

*İleri klinik aromatherapy, farmakolojik olarak henüz sadece Fransa da uygulanmaktaymış.

Türkiye de Aromaterapinin Uygulanma Metotları
1-   
    Masaj: size özel olarak belirlenecek öz yağların karışımından oluşan bir bileşimle tüm vücut masajı.
2-   Aromaterapi kozmetikleri: spa ürünleri, kremler, şampuanlar vb.
3-   Solunum: mekan kokulandırılması buhar yoluyla yağların teneffüs edilmesi. Örneğin iş yerinizdeki kişilerin motivasyonunu arttırmak istiyorsunuz bunun için; sandal ağacı özü yağı ve turunçgil yağı tam size göre!
4-   Banyolar: Vücut, el, ayak oturma banyoları. Küvet ılık su ile doldurulur ve yaklaşık 5-10 ml. öz yağ banyo suyuna eklenir.
5-   Kompresler: problemin kaynağına yönelik sıcak veya soğuk.
6-   Oral: ağız, boğaz gargaraları
7-   Tropikal uygulamalar: merhem-jel ve kremler.

Migren sorununuz varsa şakaklara nane özü yağı ile masaj yapmak; depresyon sorunu için: turunçgil özü yağları; ödem sorununuz varsa; selvi ve sedir ağacı özü yağları; anksiyete sorunu için melissa ve lavanta yağı; sağlıklı bir cilt için: buğday özü yağı kullanılması Tolga’nın önerileri arasında yer almakta.


ARI VIZ VIZ VIIIIIIIIIIIIIIZZZZZZZZZZZZZZZZZZ

Günün son saatlerine doğru İngiltere’nin ilk Dharma Yoga Eğitmeni Mark Kan ın “Dharma Yoga’ya Giriş” workshop unu deneyimlemeyi seçtim. Dharma kelime anlamı olarak canlı varlığın özüne-doğal kaynağı anlamına gelmektedir. 
Dharma Yoga Atölyesine giderken; bir bütünün parçaları olduğumuzu idrak ederek yaklaşık 90 dakika geçireceğimizi düşlemiştim ki; evdeki hesap çarşıya uymadı =) Uygulamada çoğunlukla “Baş Duruşu” diğer bir adı ile “Asanaların Kralı” duruşu üzerine öylesine yoğunlaşıldı ki; işte biz böyle kalakaldık =) En öndeki beyazlar içindeki sağ bacağı havada olan kişi Mark Kan. 




Nefes tekniklerinde “arı” tekniğini uygulattı el parmaklarımızı kullanarak yüzümüzün 7 kapısını kapatarak iç sesimizle arı gibi vız vızz vızladık =) Meditasyonu da yönlendirmeli ve enerjisi yüksekti. Biraz şaşırtıcı ve eğlenceli bir deneyim oldu.

Ve günün sonu === 



"Hayatının en önemli iki günü; 
doğduğun gün ve neden doğduğunu anladığın gündür." Mark Twain 



MIND & BODY FESTIVAL 2013, 3. GÜN DENEYİMLERİM İLE DEVAM EDECEK…

6 Aralık 2012 Perşembe

O SES : STRES


21. yüzyılın insanının yeni sloganı: zamanım yok, hiçbir şeye yetişemiyorum! Doğrusu kendimizi; fiziksel-duygusal-davranışsal yapı taşlarımızı tanımaya vakit ayırmak yerine teknolojinin bize sunduğu cep telefonlarını, mini bilgisayarlarını, yeni bilgisayar programlarını anlayabilmek uğruna ne kadar zaman harcıyoruz? Bilgisayarlar ve diğer teknoloji ürünleri bilişsel faaliyetlerimizi hızlandırırken acaba bedenimizi duyuyor muyuz?

Endüstri toplumunun ve Batı tarzı yaşama biçiminin insanları getirip bıraktığı yer;

                                               ‘ALMAK’

                                  ‘DAHA ÇOK ALMAK’

                              ‘DAHA ÇOK SAHİP OLMAK’

Endüstrileşme ve modern teknoloji, sadece eski ihtiyaçlarımızı karşılayıp, hayatı bizler için kolaylaştırmakla kalmamış aynı zamanda, eğer varlıklarından haberdar olmazsak hiçbir zaman ihtiyaç duymayacağımız bir sürü ürünü elde etmek için çalışmak zorunda kalmamıza vesile olmuştur. 

Gerçek şudur ki: İnsan bedeni, çalışarak gelişen ve performansını arttıran tek araçtır. Bizler bedenlerimizi çalıştırmıyoruz, bedenlerimiz zihinlerimizin içine hapsolmuş durumda. Zihin-bedenlerde yaşamıyor muyuz? Hal böyle olunca örneğin; metabolizma hızımız azalıyor, kilo alma eğiliminde artışlar meydana geliyor. Sonra istediğimiz gibi görünmediğimiz için hayıflanıyoruz, sosyal paylaşımlarımız azalıyor….Kapı çalıyor kim o: Ben DEPRESYON J

Yeri gelmişken depresif bozukluğun iyileşme sürecinde öncelikle bedensel yapılandırmalardan başlamanın daha işlevsel olduğu araştırmalar tarafından ispatlanmıştır. Doğada açık hava yürüyüşleri yapmak depresif bozukluğun bir numaralı antidepresanıdır.

Çağımızın altın problemi: STRES olgusuna geri dönelim:


  • Stres nedir?

Organizmanın bütünselliğini korumak amacı ile kendisine yönelik tehditkar uyarana yönelik verdiği tepkidir. Stres duygusunu hissedebilmemiz için öncelikle meydana gelen durumun, olayın fizyolojik-duygusal-zihinsel boyutlatın birinde ya da hepsinde kişinin bilincinde tehditkar olması gerekmektedir. Bu bağlamda ‘stres’ bir savunma mekanizması olarak da değerlendirilebilir. 

Hani çoğu zaman trafikte iken yolda yoğunluk meydana geldiğinde ya da yetişmemiz gereken bir yere geç kaldığımızda ‘strese girdim’ deriz. Halbuki stres duygusunu yaşamamıza neden olan bizlerin bu olaylara yüklediği anlamlardır. 
Yetişmeniz yere geç kaldığınızda ne olacak? Bu soruya vereceğiniz yanıt/lar stres olgusunu tanımlar, bir başka deyim ile stres geleceği olumsuz düşleme ile bağdaşmaktadır.

  •   Organizma stres olgusunu deneyimlediğinde bedensel ve psikolojik düzlemde ne gibi değişiklikler olmaktadır?



}  Tehdit karşısında organizma hayatını sürdürme amacına yönelik bir dizi faaliyette bulunur:

1) Depolanmış yağ ve şeker kana karışır,

2) Solunum sayısı artar,

3) Kanda alyuvarlar artar,                            

4) Kan basıncı yükselir,

5) Kan pıhtılaşma mekanizması harekete geçer,

6) Kas gerilimi artar,

7)Sindirim yavaşlar veya durur,

8) Gözbebekleri büyür,

9) Bütün duyumlar artar,

10)Hipofiz bezi uyarılır.


}  Stres karşısında psikolojik değişiklikler ise kişiye özgü, biriciktir. 
Stres onu zihninde taşıyan kişiye aittir. Dolayısı ile geçmiş yaşantılarımız, hayata bakış açımız,
inanç sistemlerimiz, ihtiyaçlarımız, kaynaklarımızın farkındalığı, karşılaştığımız olay ve
durumlara yönelik tepkilerimizi belirleyici temel etkenlerden bazılarıdır.  

  •    Stresten korunmak için stres aşısı olalım mı?


1)      Kendimizi tanıyalım ( değerlerim, inançlarım, güçlü yönlerim, bedensel duyumlarım, yaşama amacım)

2)      Güvenli yer egzersizi yapalım. Yaşamımızı bir zaman çizgisi üzerinde gözden geçirelim ve en mutlu, en huzurlu, en umutlu olduğumuz bir anı zihnimizde tüm detayları ile canlandıralım, bunu her gün bir detay ekleyerek 21 gün üzerinde çalışalım.

3)  Her gün en az 15 dakikayı kendimize ayıralım ve nefes egzersizleri yapalım, nefesimizi izleyelim.

4)    Her gün kendimizi ne kadar sevdiğimizi sözel ya da yazı dili ile ifade edelim. 

   Örneğin her gün şöyle bir cümle tamamlamaya çalışalım: 
   Kendimi çok seviyorum çünkü........................................................................................................

5)      Beden ve zihin bütünselliğimizi güçlendirmek için her gün meditasyon yapalım.


Şimdi yazının sonuna kadar okuyanlar ‘Eeee, tamam biz zaten bunları biliyoruz diyorsanız’ Ben de size diyorum ki; ‘Bir şeyi bilmen için bunu uygulaman gerekir, eğer bir şeyi bilip de uygulamıyorsanız, o şeyi bilmiyorsunuz demektir !’


3 Aralık 2012 Pazartesi

MUTLU OLMAK İSTEYEN ADAM


‘’Senin neyi yapıp neyi yapamayacağını kimsenin söylemesine izin verme. Hayatını seçecek ve yaşayacak olan sensin…’’

Yukarıdaki cümle, Laurent Gounelle’nın ‘Mutlu Olmak İsteyen Adam’ isimli kişisel dönüşüm romanından alıntı yaptığım  ve  en anlamlı bulduğum  mesajlarından birisi yalnızca.




         Laurent Gounelle bir psikiyatr olmasına rağmen, kitabında verdiği mesajlar ile  ‘yaşam koçluğu’ ve ‘kariyer koçluğu’ nun ana temalarını başarılı bir şekilde betimlemiş olduğu söylenebilir.  

Son zamanlarda okuduğum en başarılı, yaratıcı, sizi kendi yaşamınız ve kendi özünüz üzerine düşünmeye akılcı bir şeklide teşvik eden, farkındalığımızı arttırmamıza yardımcı romanlardan birisi, bir diğeri de yine Laurent Gounelle’nın kaleminden olan ‘TANRI DAİMA TEBDIL-I KIYAFET GEZER’ isimli romanı (bu romandan bir sonraki yazıda bahsedeceğim).  

Gelelim ‘‘Mutlu Olmak İsteyen Adam’’ a , kısaca özetleyecek olursak:   Romanın ana karakteri Julian. Julian, yaşamını başkalarının algılarına ve düşüncelerine göre şekillendirirken, kendi özünü bir yerlerde bırakmış, öğretmenlik mesleğini icra eden ve mutlu olmak daha doğrusu kalbinin sesinden yola çıkarak kendini bulmak isteyen meraklı bir adam olarak kısaca betimlenebilir. Julian, tatil için Bali de bulunuyor ve Japon başbakanını ve birçok ünlü ismi tedavi ettiği söylenen meşhur şifacı ile tanışmak istiyor.Ve ünlü şifacı Julian a bir teşhis koyuyor: ‘‘Mutsuz birisiniz siz’’ … Romanın bundan sonraki kısmında şifacı titiz bir terzi ustalığı ile Julian ın korkuları ile temas etmesine verdiği ödevler ile vesile olmakta. Ve sonunda Julian a yaşamımızın, her saniyesinde özgür olduğumuzu, verdiğimiz kararların şu anımızı ve geleceğimizi nasıl biçimlendirdiğini öğretir.

Yaşamın koskoca bir sahne olduğunu düşünelim, belli bir yaşa kadar bu yaşı siz belirlersiniz 6-16-22-35… Ebeveynlerimiz bizde gördükleri ya da olmasını arzu ettikleri nitelik ve özellikleri bizlere yüklerler aynı bir bilgisayara bir program yükler gibi. Ve bizler bu sahnedeki oyunumuzda bizlere yüklenen program dahilinde oynayabiliriz, farklı algılayamadığımız olgular ise karanlıkta kalır. Hani bazen hiçbir neden bulamadığımız halde üzgün, mutsuz, heyecanlı, gergin hissederiz ya.. İşte o anlar bizim programımızda olmayan ve sahnede olması gereken bir şeyler vardır ancak biz onları duygusal düzlemde fark edebiliyor ancak düşünsel düzlemde fark edemiyoruzdur. Bir an gelir ki bunu idrak ederiz; o an ‘ben yaşamımın yaratıcısıyım’ dediğimiz ve tüm yaşam sorumluluğumuzu üstlendiğimiz andır işte o an sahnedeki karanlık, belirsiz yerleri de aydınlatabileceğimiz gerçeği ile yüzleşiriz. Bir seçim yaparız, ikinci doğumumuzu gerçekleştirmek böylelikle kendimizin hem annesi hem babası olmayı öğreniriz, gerçek özümüz ile ancak bu şekilde temas edebiliriz…

Julian da ikinci doğumunu gerçekleştiriyor, hayatını içindeki çocuğun sesini keşfederek dönüşüm kararı alıyor…

Kitaptan güzel bir farkındalık egzersizi: ‘‘Bu akşam öleceğinizi ve bir haftadır bunu bildiğinizi düşünün. Öleceğinizi bildiğinize göre, bu bir hafta içinde yaptığınız şeylerden hangisini/hangilerini yapmış olmayı isterdiniz?

Not: Yaşamdaki en büyük mutluluk nedir biliyor musunuz? Size küçük bir sır vereyim o halde: Hiç kimse kendisini geçmişte ya da gelecekte mutlu edemez. En büyük mutluluk: ciğerleri kapasitesi kadar hava ile doldurarak, bu havayı geri verebilmektir. Nefes alıp verişimiz öğrenilen bir şey değildir. Sadece var olduğumuzun en somut noktasıdır. Kendimiz ile sağlıklı ayrışıp buluştuğumuz sürece mutlu hissederiz, Julian bunu keşfetti peki ya siz?